8 Nisan 2017 Cumartesi

Türkiye 2017 Referandum : Ya özgürlük Ya Ölüm

Evet bir hafta kaldı referanduma. İçimiz dışımız şişti kafalarımız karma karışık!

Yerli yersiz ekranlara bile yansıyan  öfke krizleri ağlamalar uykusuz geceler...



Çoğumuz zaten hayat koşturmasında ne elimize alıp okuyabildik değişiklik istenen maddeleri ne de birinin dediğinin diğerinin dediği ile örtüşmediği  yorumlardan iyice karıştı kafamız.

Peki ne yapmalı?

Burada dört kısa örnek ile önümüzdeki referandumun ne anlama geldiğini örneklerle aktarmaya çalışacağım.

Birinci örneğim APARTMAN yönetimi ile ilgili. Yönetici acil toplantı istiyor ve bir oylama yapmak istiyor. Sorunlarımız çok büyük komşu apartmanlarla geçinemiyoruz apartman bütçesinde sorunlar var bahçeye acil bir bina yapıp kiraya vermeliyiz vs vs konuları öne sürerek kendisine sınırsız yetki vermenizi istiyor. Ve bu noktadan sonra da aynı yetkilerle diğer yöneticilerin donatılacağı kararını da alıyorsunuz üstelik. Bu sınırsız yetkiyi elbette sözle söylemiyor. Ancak istediği yetkilerin meali sınırsız yetki. Yani denetçileri kendi seçmek istiyor her türlü alım satım kararlarına kendisi karar verecek kiralık mülklerin kime kaça kiralanacağına kadar...Böyle bir durumda sizin cevabınız ne olurdu? Bu kişiye kayıtsız şartsız güvenip iradenizi teslim eder miydiniz? Bu arada diyelim ki bu kişi gerçekten dürüst bir insan. Ya ölürse onun yerine nasıl biri gelecek? Dikkat edin bir daha apartman toplantısı olmayabilir. Hatta sizin evinizi dahi satabilecek bir yetki verildiğinden eviniz dahi olamayacağından toplantı hakkınız bile olamayabilir.

İkinci örneğimi şahsen yaşadım. Mesleğim gereği bir referans ile potansiyel bir müşteri ziyaretine gittim geçenlerde. Firma sahibi doğulu dindar ve mevcut hükümeti destekleyen biri idi. Bana direkt görüşümü sordu. Ben de çoğulcu parlamenter demokrasiye inandığımı söyledim. İş güç konuşuldu sonrasında. Bir ara kendisi iş başarısının sırrını anlattı. Üç kardeş yönetiyorlarmış şirketi. Hiç bir kararı tek başına almayız biz burada dedi. Tek kişi karar verse ne bileyim sinirlenir bir konuyu yanlış anlar ve yanlış karar verebilir yoksa dedi. O anda göz göze geldik ben hafifçe gülümsedim. O da anladı durumu. Özetle tüm yetkiler tek kişi de olur ise (ki bu şahısın kimliğinden bağımsız olarak ) gerçekten ciddi sonuçları olabilecek yanlış kararlar alınabilir. Hükümet meclis ordu yargı olarak dört güç eş olarak ülke için en doğru en sağlıklı kararları alacaktır.Bu kişinin referandumda ki cevabı ne olacak sizce?



Ben mühendislik eğitimi aldım. Dolayısıyla beynim analitik ve şemalarla yönlendirmelerle çalışıyor. Bu nedenle daha sade bir örnek vereceğim. Bir yol ayrımındasınız. EVET ve HAYIR. Kafalar karışmış emin değilsiniz. İki  veri var elinizde sadece. HAYIR derseniz olduğunuz yere döneceksiniz bire bir aynı şartlara.EVET derseniz sonraki yol ayrımlarını ve/veya sizi nasıl bir yerin beklediğini bilmiyor net göremiyorsunuz. Ve bu yolun sonunda ölüm riski ( özgür değilsek yani irademizi kaybetmiş isek zaten ölmüşüzdür) de var. Burada Atatürk'ün "Ya özgürlük ya ölüm" sözü aklıma geldi neden ise? Peki siz hangi yolu seçerdiniz?

Ne yalan söyliyeyim şimdi tam idrak edebiliyorum Atatürk'ün güçleri neden dağıtmış olduğunu. Ve Atatürk demişken kendime samimiyet ile şunu sordum. Bu yetkiyi Atatürk istese yanıtım  ne olurdu diye. Samimiyet ile yanıtım HAYIR olurdu. Ve biliyorum o da bunu ister ve beklerdi. Neden mi? Çünkü o kendisine bağımlı çocuk insanlar olmamızı değil kendi iradesine yetkisine gücüne sahip kendine güvenen seçimlerinin sorumluluğunu alan yetişkin insanlar olmamızı isterdi.O bize güveniyor ve inanıyordu. O nedenle bize bu yetkileri iradeyi verdi. Bizden bu yetkileri ve iradeyi isteyenler sizce bize inanıp güvenenler midir?

Bu arada yazmadan duramayacağım. Yıllardır içimde kalmış bir konu. Hani Atatürk'e tapmak ile suçlanır ya laikler. Ve de dinsizlikle. Şahsen ben inançlı bir insanım ve de son yıllarda gerçekten inciniyorum vicdanım yaralanıyor. Ve bu yaşananların ne insanlıkla ne de din ile alakası yok. Vicdanın merhametin nezaketin anlayışın olmadığı yer cehennem bana göre. Siz anladınız ne demek istediğimi! Gelelim Atatürk konusuna. Şahsen onun değerlerine fikirlerine saygı duyuyorum. İnsan olarak görüyorum. Hatalarını da görüp objektif bakabiliyorum ona. Bunu da her ortamda özgürce ifade edebiliyorum. İşte Atatürk'e tapıyorsunuz diyen zihniyet asıl kendi iradesini teslim etmeye birilerine tapmaya meyilli zihniyet bana göre. Kendi içlerindekini dışarıya yansıtıyorlar. Ben Atatürk'e tapmıyorum ona saygı duyuyor yeri gelince de eleştirebiliyorum.



Gelelim bu referandumun psikolojik açılımına. Jung psikolojisi insanın fiziksel olarak doğduğundan ve ancak kendisini kendisinden doğurup evebeynlerinden/annesinden özgürleşebildiğinde yetişkin olabildiğinden bahseder. İşte bu çocuk insanlar şeyhin şıhın gurunun hocanın peşine takılır. 1923 de Türkiye Cumhuriyeti fiziksel olarak doğdu ve şimdi kendinden kendini doğurarak kendi iradesine yetkisine gücüne sahip çıkarak yetişkinlik dönemine girecek. Şu anda doğum sancıları çekiyoruz. Biz bunu seçebilir ve yetişkin bir cumhuriyete sahip olabiliriz. Bu arada bizim cumhuriyet modelimiz gerçekten kendine özgün ve anti-emperyalistbir model. Bu neden ile emperyalist güçler bu sistemi çökertme başarısız gösterme derdinde olabilir. Mazallah başka ülkelere hele de islam ülkelerine örnek falan olursa öyle dişlerini geçiremezler bu ülkelere Irak 'ta Libya'da Suriye'de olduğu gibi....Sonsuza kadar çocuk  kalmayı kabul edecek miyiz?

Soru sormak önemli bir erdemdir.

Doğru soruyu sormak yüksek erdemdir.

Sorduğun soru ile kişinin algısını genişleterek farkındalık yaratabilmek ve dönüşüme neden olmak iste ustalık ister.

Şimdi soruyorum!

Sizin iradenizi özgürlüğünüzü teslim almak isteyen, sizi yetersiz görüp size güvenmeyen inanmayan sizin çocuk kalmanızı isteyen ve de bağımlı olarak yaşamanızı hatta dönüşü olmayacak şekilde  bu seçimi yapmanızı isteyen bir teklife cevabınız ne olur?

En azından doğru soruyu sorduğumu umuyorum. Ustalık kısmı sizin takdirinize kalmış...

Ben BİZ'e inanıyorum!

Sevgiyle,

MİNİK HATIRLATMA :   LÜTFEN MUTLAKA OY KULLANALIM VE YAŞLI/ENGELLİ/ÇOCUKLU HERKESE OY KULLANMASI İÇİN YARDIMCI OLALIM! 

KİM OLDUĞUMUZU VE GELECEĞİMİZİ SEÇİYORUZ!





x

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...