Kayıtlar

Kasım, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zeytin Ağacının Bilgeliği

Resim
 Bu anlatacağım hikaye gerçek yaşanmış bir olaya ait. Amacım ağaçların ''sadece'' gezegende yaşam için zorunluluk olan oksijeni üretmek, karbon yakalamak ya da aşırı sıcaklara karşı gezegeni soğutan fonsiyonlarının ötesinde, bilinci olan canlılar olarak algılanmasına aracılık etmek. Bu paylaşım için hikayenin ana kahramanından izin aldım.  Herşey geçen baharda 2017 yılından bu yana gönüllüsü olduğum ve çocuk atölyeleri yaptığım Ataşehir'deki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'nde katıldığım bir atölyede başladı. Atölye bir yetişkin atölyesi idi ve biz gönüllüler de ayrıca davet edilmiştik.  Atölye bahçede tüm duyularımızla gezi yapmayı da sınıf içinde renkli kalemlerle çalışmayı da içeriyordu. Gerçekten çok keyifli ve ufuk açısı bir atölye idi. Bahçe gezisi sırasında atölyeyi yapan eğitmenimiz bahçenin Ertuğrul Adası bölümünde yer alan yaşlı zeytin ağacına dokunmamızı istemişti.      Yaklaşık 500 yaşında olduğu söylenen bu zeytin ağacına onca senedir daha önc...

Babamın Ihlamur Ağacı

Resim
Babam Barlas Erdemir'in  babası  dedem Kazım Erdemir   1949 yılında Üsküdar Salacak'taki aile toprağımız olarak tanımladığım araziyi almış.  Dedem birbuçuk dönüm arazide üç katlı bir ev inşaa etmiş ve alt bahçe bostan üst bahçe çiçeklik olarak düzenlemiş.  Özenle ailesi için bir yuva kurmuş dedem. Bostan kısmına  da sevgili dedem Kazım bey çeşit çeşit meyve ağaçları dikmiş. Karaduttan incirden kiraza kayısıdan eriklere malta eriğinden armutlara ceviz fındık vişne aklınıza gelen her meyve ağacı olduğunu hatırlıyorum. Dedem babam 19 yaşında vefat edince, bahçenin tüm sorumluluğunu babam almış. Muhtemelen yine dedemin diktiği  bir de ıhlamur ağacımız vardı bahçemizde. Ben de yirmi yaşına kadar bu bostanlı bahçeli evde yaşadım. 1987 yılında tüm araziye iki apartman  yapılması planlandı ve iki ağaç dışında onlarca ağacı malesef kaybettik. Sadece o ıhlamur ağacı ve bir çam fıstığı ağacı kalmıştı geriye. Belki de yüz   yaşına merdiven daya...

Minguzzi İçin Adalet

Resim
 Nefesimizi tutarak izlediğimiz bir dava bir kaç gün önce sonuçlandı. Ve evet yüreklerimiz soğumadı! Eminim ki sevgili  Mattia Ahmet'in annesinin yüreği de hala kor alevler içinde... Adalet malesef yine yara aldı. Neden mi? Biliyorsunuz dört kişinin dahil olduğu bir suç işlenmişti. Sadece iki kişi, yani fiziken  Mattia Ahmet ile temas edip onu yaralayan ve yaralarının büyümesine neden olan,  Mattia Ahmet'e  fiziksel şiddet uygulayan bu iki kişi ceza aldı.  Ve fakat suç planlanırken ve ifa edilirken,  ceza alan kişilerin yanında olan diğer iki kişi serbest bırakıldı. İnandığım bir şey var ki mahkemeler toplum mühendisliği kurumlarıdır. Oradan çıkan kararlar toplumun ahlak erdem etik sosyo kültürel dokusu ne derseniz deyin bu dokuya şekil verir. Adaletin tecelli ettiği kararlar daha iyiye adaletin yaralandığı kararlar ise daha kötüye doğru şekil verir bu dokuya. Ve işte soruyorum: Bir insan gördüğü duyduğu herşeyden sorumlu değil midir? Suç planlanırken ...