Kayıtlar

Temmuz, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İdeal Bilge İnsan

Resim
Bugün Fransa Nice'deki yüreklerimizi sıkıştıran olayın haberi ile uyandık. Kendi içime döndüm ve eski notlarımın arasında buldum bu yazıyı. Mahatma Gandhi'ye ait olduğunu not etmişim yazının yanına. İçinde bulunduğumuz bu zor  zamanlarda bize ışığı ile rehberlik etmesi dileğimle... Yazının orijinal ismi "İdeal Bilge Guru". "Tanrı'ya içten inanan ve ibadet eden,kıskanç olmayan,herkese karşı cömert olan ve egoist olmayan.Sıcağa ve soğuğa dayanıklı olan,her zaman affeden,devamlı tatminkar olan,kararları kesin olan ve aklını ve ruhunu Tanrı'ya teslim eden. Hiçbir şekilde etrafına şeytanca bir hareket yapmayan,zarar vermeyen,başkalarından korkmayan,heyecanlanmayan,üzüntüden ve korkudan etkilenmeyen,saf ve temiz olan,işinde becerikli olan ama kendini aşırı derecede kaptırmayan,işinin onu etkilemesine izin vermeyen,yaptıklarının çabalarının meyvelerini bir anda bırakabilen (hem iyiler hem de kötüleri), arkadaşlarına ve düşmanlarına aynı şekilde davran...

Dindar Ama Ahlaksız Olmanın Kodları

Resim
 Yazar Özgür Koca'nın 26/6/2016 tarihli yazısına www.maviyorum.com simli blogda rastladım ve de paylaşmak istedim. "Dindar bir insan nasıl ahlaksız olabilir? Allah’a ve ahiret gününe inanmaya devam ettiği halde nasıl yalan söyleyebilir, öldürebilir, çalabilir? Din esasen ahlakın olgunlaşması için verimli bir zemin sunar. Tek, aşkın, ve mutlak bir varlığın her an gözetimi altında olduğunu bilen bir insanın hayatını daha dikkatli yaşamasını beklersiniz. Yaptıklarının hesabını vereceğini bilen bir insan daha temkinli olmalıdır diye düşünürsünüz. Gerçekten de dinini ciddiye alan bir insanın yapması gereken budur. Huzurda olmanın edebi ile geçmelidir bu dünyadan. Ama tecrube bize gösteriyor ki her zaman böyle olmuyor. Dindar insanların ahlak ile telif edilemeyecek tavırlarını çok sık gözlemliyoruz. Neden? Maddi, yapısal, ve yorumsal pek çok sebebi var bunun. Ben yalnızca din yorumları içinde ahlaka kurulmuş tuzaklardan bahsetmek istiyorum. Bu tuzaklar farkedilmeden ve o...

Midlife

Resim
''I think midlife is when the universe gently places her hands upon your shoulders, pulls you close, and whispers in your ear: I’m not screwing around. It’s tim e. All of this pretending and performing – these coping mechanisms that you’ve developed to protect yourself from feeling inadequate and getting hurt – has to go. Your armor is preventing you from growing into your gifts. I understand that you needed these protections when you were small. I understand that you believed your armor could help you secure all of the things you needed to feel worthy of love and belonging, but you’re still searching and you’re more lost than ever. Time is growing short. There are unexplored adventures ahead of you. You can’t live the rest of your life worried about what other people think. You were born worthy of love and belonging. Courage and daring are coursing through you. You were made to live and love with your whole heart. It’s time to show up and be seen.'' ~ Bre...

Aborjinlerden Mesaj Var

Resim
*Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir ve keskin uçlu b ir hale gelir. Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor bir mızrak gibidir. *Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır. Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer. *Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerde ki yaşam akışını yavaşlatabilir. *Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu, hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir. *Korku bazı şeyleri sona erdirir. Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar. Korku ilginç bir duygudur çünkü bu, aslında insansı değildir. Bu duygu çok kısa ...

Seyir Defterimden Notlar

Resim
Uzun zamandır kafamda dönüp duran bir konu bu. Kişisel ya da Bireysel gelişim veya her türlü enerji çalışmaları ile ilgili bir farkındalığımı paylaşmak istiyorum. Evet son derece inanıyorum bu çalışmalara. İçimiz ne ise dışarımız da o oluyor! Bir nevi film makinası beynimiz. Projeksiyon ettiği ne ise onu yaşıyoruz. İçerideki düşünce algı inanç duygu değişince dışarısı da değişiyor. Bunu biliyorum! Fakat ince bir ayar noktası var burada. Bir kaç atölye, bir kaç aile dizimi bir kaç enerji çalışması ile tadında bırakmak gerekiyor. Takıntılı şekilde sürekli bir şeyler arayıp sürekli o çalışmada bu çalışmaya savrulursa kişi evrene "Ben yeterince iyi değilim elimdeki ile tatmin değilim mutsuzum " gibi mesajlar veriyor aslında... Ve evren de evet deyim daha çok kendini iyi hissetmiyeceği tatmin olamıyacağı mutsuz olacağı olasılıkları çekip getiriyor..."Yıllardır çalışıp duruyorum neden istediğim hayatı ya da hayallerimi gerçekleştiremedim" cümlesin...

Buda Aşık Olsaydı

Resim
Aşk'ın El Kitabı olarak daha önce tanıtımını yapmıştım bu  kitabın. Elime geçti geçenlerde...2012 yılında okuduğum bu kitabı tatili fırsat bilip tekrar okudum! Ve elbette bambaşka bir bakış açısı ile... Kitabın yazarı  Charlotte Kasl...Amerikalı klinik psikolog yazar piyanist. Özellikle ilişkiler ve çift terapistliği uzmanlığı. İşte kitaptan bir kaç cümle.... "Herşeyden fazla,önce kendimi istiyorum.Dürüstlük ve doğrulukla yaşamak istiyorum.Ne içimdeki mücevheri gizleyecek ne de kusurlarımı örtmeye çalışacağım.Pazarlık yok, gerçeklikten kaçmak yok, kendimikandırmak yok, yalan yok." "Sevgilinizin gözlerinizin içine bakarken tüm sırlarınızı bildiğini, sizin huysuz,tatlı,bencil ve cömert hallerinizi bilip buna rağmen sizi gerçek anlamda sevmeye devam ettiğini düşünün. Aynı şeyi sizin de yapabildiğinizi hayal edin. Bilinçli bir ilişkinin potansiyeli budur." Kitabın 47.bölümünde Tibetli Amerikan Budist Pema Chödrön'dan bazı alıntılar var ki bura...

Ekolojik Sürdürülebilirlik

Resim
Bir çok yerde okuyoruz duyuyoruz. Biliyoruz ki yeryüzünün ve insan türünün kaderi artık devletlerin değil, devletleri kontrolleri altına almış  uluslararası şirketlerin, kurumların elinde. Ve yine biliyoruz ki yeryüzü ve insan türü yok olduğunda üretim yapacak ham madde , ürün satacak insan olmayacak...Elbette kar da! O nedenle başta uluslararası şirketler  olmak üzere tüm kurumların yüksek bir vizyon dahilinde kendi kurumsal  sürdürülebilirlik hedeflerinin başına iki ortak  hedefi koymaları gerektiğini düşünüyorum *Yeryüzünde Yaşamın Sürdürülebilirliği *İnsan Türünün Sürdürülebilirliği Aslen bu iki hedef birbirinden ayrı değil zaten. Tüm iş modelleri ve iş yapış şekillerinin A-Z bu iki yeni hedefe göre yeniden yapılandırılmasını gerektiğini düşünüyorum. Hem de acilen! En azından 5, 10 ve 15 yıllık planlamalarla bir yol haritası yapılmalı. Şimdiden ooo çok maliyetli bu tür çalışmalar dediğinizi duyuyorum. Kimse kusura bakmasın ama Mars'ta s...

Yeni İnsana Dair

Resim
Gezi'nin yazından... Çok ama çok ince bir çizgide yürünmeye başlandığını hissediyorum. Zemin kaybedilebilir. Destek yitirilebilir. Baskıcı sistemin de istediği bu zaten. Bu yazıyı lütfen tüm sıfatlarınızı alt kimliklerinizi bir kenara koyarak okuyun. Sadece vicdan sahibi bir insan olarak! Yaklaşık 4-5 gündür sosyal medyada gördüğüm bazı yazışmalar gerçekten beni kaygılandırdı. Bir insanın acılarından yani geçmişinden özgürleşebilmesi ile bir toplumun geçmişinden özgürleşmesinde benzerlikler buluyorum. Geçmişimizden özgürleşebilirsek ancak yeni bir sayfa açabiliriz . Bu hem bireysel yaşamımız hem de toplumsal yaşamımız için geçerli bana göre. Bu bağlamda geçmişi konuşmak tartışmak acıları duyguları ifade etmek iyileşmek ve geçmişten özgürleşmek için kesinlikle gerekli. Ancak bir noktadan sonra yaşanmışlıkların tekrar tekrar ifadesi , tıpkı bireysel yaşamda olduğu gibi acıya yeniden tutunmak anlamına geliyor. Acının transından bir türlü çıkamamayı anlatı...

Sünnet Çocuk İstismarıdır

Resim
En sonunda kapsamlı bir çalışmaya rastladım ve de paylaşıyorum... Çocuklara yönelik bir "darp" eylemi olduğunu düşünüyorum sünnetin. Bazı ülkelerde kanun nezdinde de böyle kabul ediliyor üstelik. Aşağıdaki linkten çok detaylı bilgi alabilirsiniz. Uzman görüşlerinden bir kısmını da aşağıda paylaşıyorum. Ekteki linkte göreceğiniz üzere sünnetin eril öfkeyi beslediği anlatılıyor. Ataerkil sistem bu öfkeden güç alıyor. Hatta bu öfke ile var olabiliyor canlı tutabiliyor kendini belkide sağlıksız eril enerji. Saldırgan ve yıkıcı bir doğa ortaya çıkıyor.Burada hepimizde olabilecek olumsuz duygular  değil bahsedilen bayağı yıkıcı zorba saldırgan bir varoluş hali  anlatılan. Dünyayı da insanlığı da kemiren bu değil mi zaten? Kim bilir dünya barışı ile sünnet arasında bir bağ vardır belki de ? Kesinlikle her koşulda sünnetin bireysel bir seçim olduğunu ve ebeveynlerin çocukları adına böylesi bir tasarrufa hakkı olmadığını düşünüyorum! Reşit olan erkek kendisi karar vermeli s...

Hasta Beyaz Adam

Resim
2013 Gezi olayından 3 ay sonra yazdığımı bir yazıyı burada paylaşıyorum... Uzun yıllar önce bir Hint çizgi romanda okumuştum aşağıdaki hikayeyi. Buda, o zamanki adı ile Sidharta genç bir prenstir ve arkadaşı ile ormanda oyun oynamaktad ır. Arkadaşı çeker oku ile bir kuşu vuruverir. Sidharta bunun yanlış olduğunu söyler ve hemen kuşu alıp iyileştirmeye çalışır. Kısa bir süre sonra kuş iyileşir ve arkadaşı gelip kuşu ondan ister. "Kuşu ben buldum, yakaladım. O benimdir." der. Sidharta buna itiraz eder ve "Krala danışalım hakemliği için." derler. Arkadaşı olayı ve argümanını anlatır krala. Kral Sidharta'ya döner ve onun görüşünü sorar. Sidharta'nın açıklaması çok çarpıcıdır! "Arkadaşımın anlattıkları doğrudur ancak bir canlı, onu öldürmeye mi çalışana aittir yoksa onun yaşamını kurtaran yaşatan kişiye mi aittir?" Elbetteki kuş Sidartha'nın olur.                             ...