Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

Onurlu İnsan Üzerine

Resim
Geçenlerde İstanbul trafiğinde kulağım takıldı Radyo Voyage'a...Sunucu aşağıdaki dizeleri okuyordu. Etkilendim ve paylaşmak istedim... " Onurlu insanların dokuz düşünce yetkinliği vardır;  Baktıklarında, berrak görmeyi düşünürler. Dinlediklerinde, iyi duymayı düşünürler. Görünüşleri bakımından, sıcak olmayı düşünürler. Davranışlarında, saygılı olmayı düşünürler. Konuşmalarında, doğru olmayı düşünürler. İşlerinde, ciddi olmayı düşünürler. Kuşkuya düştüklerinde, soruları nasıl soracaklarını düşünürler. Öfkelendiklerinde, sorunları düşünürler. Kazancı gördüklerinde, adaleti düşünürler..."  Konfüçyüs 2500 sene önce  onurlu insanın tarifini böyle yapmış. Bir de aşağıdaki öyküyü paylaştı sunucu! Bir kasabada her gün hava kararınca, insanlar maymuncuklarını ve fenerlerini yanlarına alır, komşularının evlerini soymaya giderlermiş. Fakat, gün doğarken geri döndükleri her seferinde kendi evlerini de soyulmuş durumda bulurlarmı...

Son Urartulu İle Buluşmam

Resim
2025 yılının Göbeklitepe ziyaretinden sonra ikinci süprizi de son Urartulu   Mehmet Kuşman   ile yüz yüze tanışmam oldu. Haberlerde çeşitli platformlarda kendi kendine Urartuca öğrendiğini ve dünyada sayılı sayıda insanın bu kayıp zamanlara ait dili bildiğini duymuştum.  Van turuna katılma kararını vermemde Mehmet Kuşman ile tanışacağımızın bilgisi çok etkili olmuştu. Güneşli ve serin bir ekim günü Vana'a yakın Çavuştepe kalelerini görmeye gittik. Kaleye tırmandığımızda bütün ova ayaklarımızın altındaydı. İnsanın tanrılara yakın olma içgüdüsü ya da motivasyonunu anlama açısından son derece ufuk açıcıydı. Ve az sonra boynunda üzerine Urartuca olduğunu tahmin ettiğimiz iri siyah taştan bir madalyonla karşımızda belirdi Mehmet Kuşman. Sanki bir anda orada belirmişti. Kaleye çıkışta minik bir barakayı atölye olarak kullanıyormuş kendisi. Gezi sonrası atölyesine uğrayacaktık. Fakat o an yüzyıllarca öncesine ait bir zamanda yürürken çok etkileyiciydi ne söyleyeyim bir anda karş...

Zeytin Ağacının Bilgeliği

Resim
 Bu anlatacağım hikaye gerçek yaşanmış bir olaya ait. Amacım ağaçların ''sadece'' gezegende yaşam için zorunluluk olan oksijeni üretmek, karbon yakalamak ya da aşırı sıcaklara karşı gezegeni soğutan fonsiyonlarının ötesinde, bilinci olan canlılar olarak algılanmasına aracılık etmek. Bu paylaşım için hikayenin ana kahramanından izin aldım.  Herşey geçen baharda 2017 yılından bu yana gönüllüsü olduğum ve çocuk atölyeleri yaptığım Ataşehir'deki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'nde katıldığım bir atölyede başladı. Atölye bir yetişkin atölyesi idi ve biz gönüllüler de ayrıca davet edilmiştik.  Atölye bahçede tüm duyularımızla gezi yapmayı da sınıf içinde renkli kalemlerle çalışmayı da içeriyordu. Gerçekten çok keyifli ve ufuk açısı bir atölye idi. Bahçe gezisi sırasında atölyeyi yapan eğitmenimiz bahçenin Ertuğrul Adası bölümünde yer alan yaşlı zeytin ağacına dokunmamızı istemişti.      Yaklaşık 500 yaşında olduğu söylenen bu zeytin ağacına onca senedir daha önc...

Babamın Ihlamur Ağacı

Resim
Babam Barlas Erdemir'in  babası  dedem Kazım Erdemir   1949 yılında Üsküdar Salacak'taki aile toprağımız olarak tanımladığım araziyi almış.  Dedem birbuçuk dönüm arazide üç katlı bir ev inşaa etmiş ve alt bahçe bostan üst bahçe çiçeklik olarak düzenlemiş.  Özenle ailesi için bir yuva kurmuş dedem. Bostan kısmına  da sevgili dedem Kazım bey çeşit çeşit meyve ağaçları dikmiş. Karaduttan incirden kiraza kayısıdan eriklere malta eriğinden armutlara ceviz fındık vişne aklınıza gelen her meyve ağacı olduğunu hatırlıyorum. Dedem babam 19 yaşında vefat edince, bahçenin tüm sorumluluğunu babam almış. Muhtemelen yine dedemin diktiği  bir de ıhlamur ağacımız vardı bahçemizde. Ben de yirmi yaşına kadar bu bostanlı bahçeli evde yaşadım. 1987 yılında tüm araziye iki apartman  yapılması planlandı ve iki ağaç dışında onlarca ağacı malesef kaybettik. Sadece o ıhlamur ağacı ve bir çam fıstığı ağacı kalmıştı geriye. Belki de yüz   yaşına merdiven daya...

Minguzzi İçin Adalet

Resim
 Nefesimizi tutarak izlediğimiz bir dava bir kaç gün önce sonuçlandı. Ve evet yüreklerimiz soğumadı! Eminim ki sevgili  Mattia Ahmet'in annesinin yüreği de hala kor alevler içinde... Adalet malesef yine yara aldı. Neden mi? Biliyorsunuz dört kişinin dahil olduğu bir suç işlenmişti. Sadece iki kişi, yani fiziken  Mattia Ahmet ile temas edip onu yaralayan ve yaralarının büyümesine neden olan,  Mattia Ahmet'e  fiziksel şiddet uygulayan bu iki kişi ceza aldı.  Ve fakat suç planlanırken ve ifa edilirken,  ceza alan kişilerin yanında olan diğer iki kişi serbest bırakıldı. İnandığım bir şey var ki mahkemeler toplum mühendisliği kurumlarıdır. Oradan çıkan kararlar toplumun ahlak erdem etik sosyo kültürel dokusu ne derseniz deyin bu dokuya şekil verir. Adaletin tecelli ettiği kararlar daha iyiye adaletin yaralandığı kararlar ise daha kötüye doğru şekil verir bu dokuya. Ve işte soruyorum: Bir insan gördüğü duyduğu herşeyden sorumlu değil midir? Suç planlanırken ...

Göbeklitepe: Öncesi ve Sonrası

Resim
Ölmeden görmek istediğim yerlerin başında geliyordu Göbeklitepe. 20 Nisan 2025 günü Göbeklitepe ve Karahantepe'yi ziyaret etme şansım oldu. Derinden etkilendim... Belki de İstanbul Tükenmeden  isimli seyahat acentesinin kıdemli rehberlerinden Mois beyin  yaklaşımı bunda asıl faktördür. ''Sorularınızın cevaplarını bulamayacaksınız. Daha çok soru soracaksınız.'' demişti Mois bey. Ve bir çok soruları bizlerle paylaşmıştı. https://www.ktb.gov.tr/TR-288623/gobeklitepe.html  Mois beyin ifadesine göre Göbeklitepe'nin   atalar kültü ile ilgili olduğunun düşünüldüğünü anlıyoruz. Göbeklitepe'de ruhu aç olan insanın arayışını görüyoruz. Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Burada olmamın amacı ne? gibi soruları soran insanlar bunlar. İnsanların  tarımdan yerleşik hayattan önce yani karnını doyurmadan önce ruhunu doyurma ihtiyacını önceliklediğini görüyoruz.  İşte tarihin yeniden yazıldığı konusu buradan kaynaklı. İnanç tarımdan önce de vardı. Google arama motoruna ...

Patron Kim?

Resim
Now TV ana haber sunucusu Selçuk Tepeli ' nin  nerede ise her programda söylediği '' Patron sizsiniz .'' sözünden esinlendim başlık için. Konu vergilerimiz... İnsanlık tarihi boyunca hep vergi ödemiş insanlar... Bir zamanlar krallara şahlara padişahlara vergi ödenmiş.  Vergi ödemeyi red edenler ise genellikle canları ile bedel  ödemişler. Hayatta kalmalarına yetecek kadar mal para ürün ellerinde bırakılır ve geri kalan herşeyleri alınırmış.  Öyle ödenen vergilerle ne yapılacağına dair bir görüş bildirme hakkı olmadığı gibi,  yapılan harcamaları  denetleme sorgulama hakkı da yokmuş o zamanlar  insanların.  Şimdiler de ise '' demokratik cumhuriyet '' vatandaşları olarak yine vergi ödüyoruz. Hükümetler de  toplanan verginin yönetiminden sorumlu. Yönetim,  düzenleme, uygulama ve denetim gibi başlıkları kapsamakta. Ve yine demokratik cumhuriyet vatandaşları olarak Ortaçağ'dan farklı olarak, demokratik seçimlerle hükümetlerin performansını de...