18 Mart 2023 Cumartesi

Bugün Mifadora'nın Doğum Günü

MİFADORA  ismini ilk duyduğumda üniversitede okuyordum.

Anneannemi kaybetmiştik ve onun gerçek ismi meğer Mifadora imiş.

İlk duyduğumda müzik notaları gelmişti aklıma.


18 Mart 1924 'de Çanakkale Gökçeada 'da doğmuş anneannem.

Babasının adı Smitras annesinin adı Asimeniya imiş.

Bu detay bilgileri e devletten alt üst soy sorgulamadan edinebildim bir kaç sene önce.

Ever Rum bir ailenin kızı anneannem.

Küçükken ailesi  İstanbul Bakırköy'e göç etmiş.

Heybeliada'daki okula da gitmiş.

Ondört  yaşında Türk ve müslüman olan dedem Ali Nihat ile tanışmış.

Aşık olmuşlar ve anneannem dedeme kaçmış.

Tahminen 30'larının sonlarına doğru diye hesaplıyorum.

Sonra ailesi red etmiş anneannemi.

Bir erkek kardeşi varmış ve o da görüşmemiş anneannem ile.

Müslüman olmuş ve adını AYŞE NERİMAN olarak değiştirmiş.

Aşkınının ne büyük  bedeli olmuş diye düşünmüştüm sonraları.

Dedem denizyollarında memurluk yapmış ve emekli olmuş.

Emekli olduktan sonra da kamping işletmeciliği yapmıştı Erdek, Şile, Şarköy ve bir seferde Eceabat'ta.

Türkiye'nin her yerine gittiler birlikte. Çok gezdiler.

Görece iyi bir hayat yaşadı diye düşünüyorum.

Erken yaşta ölen bir oğlu ve sonrasında iki kız çocuğu oldu Mifadora'nın. Küçük kızı benim annem.

Anneannemi hiç görmedim doğup büyüdüğü yerlerde. :ok isterdim oysa ki doğduğu yere birlikte gidebilmeyi.

Ve ne acı ki gizlenmişti bizden gerçek kimliği ölüp gidene kadar.

Toplumsal baskı , korku artık ne derseniz deyin.

Müslüman olduğundan özel dini günlerde namaz kılar tespih çekerdi. Her yılbaşı da ağaç süslerdi. Şahane ağaç süsleri vardı. Bir kaç tanesi hala bendedir. Yılbaşı ağacı süslerken özenle yerleştiriyorum o süsleri ağacımıza.

Ve bir de paskalya döneminde yumurtalar boyadığımızı hatırlıyorum bizim evde. Muhtemelen annem de kendi annesinden öğrenmişti bu adeti.

İşin ilginci hiç dini motif olmadan tamamen kültürel bir motif olarak yapılırdı ağaç süsleme yumurta boyama...

Hayatımızın içine hiçbir ayrımcılık ötekileştirme ya da taraftar bulma kaygısı çabası olmadan birlikte yapılan eğlenceli bağ kuran bağları güçlendiren ortak edinimler olarak girmişti bu motifler.

Neşeli sevecen bir kadındı anneannem. Çok güzel kahkahalar atardı. Elinin tadı hala damaklarımdadır. Annemin ve dolayısıyla benim ondan öğrendiğimiz lezzetli mezeler yemeklerin bir kaçının tarfifini blogdan paylaşmıştım daha önce.

7 Aralık 1987 yılında genç yaşta kalp krizi nedeni ile kaybettik anneannemi.

Çok üzülmüştüm kimliğini bizimle paylaşamamasına. Nasıl büyük bir yalnızlıktır bu? Ve düşündüm hep , bu coğrafya da ne çok aile hikayesi vardır bizim ki gibi. 

Birbirimizi olduğumuz gibi kabul edip sevebildiğimiz bir toplum hayal ediyorum. Torunlarımızla çocuklarımızla kendi hikayelerimizi utanmadan korkmadan paylaşabildiğimiz bir toplum.

Ve biliyorum bu mümkün.

Bugün Mifadora'nın doğumgünü.

Ve bir mum yakacağım camımın önünde.

Teşekkür ederim anneanne...







xxxx

17 Mart 2023 Cuma

SESİMİ DUYAN VAR MI?

Bu cümleyi deprem enkazı altında kalan vatandaşlarımızdan duyduk.

Ve aslında 85 Milyonun çığlığı bu aynı zamanda.

Bir millet enkaz altında kaldı.

Ve siyasilere sesleniyor ''Sesimi Duyan Var mı?'' diye.

Türk Tipi Başkanlık sistemi denilen bu ucube dünyada eşi örneği olmayan Osmanlı'dan bile geri sistemin enkazında kaldı bu millet.

Sorunları tekrar tekrar yazmak bile artçı depremler gibi sarsıyor insanları.

Millet bu sistemin koşulsuz şartsız terk edilmesini talep ediyor.

Yeter diyor!

Tüm siyasi liderlerin muhalefetin tek bir cumhurbaşkanı  adayı çevresinde toplanmasını istiyor.

Birinci önceliğimiz sistemi değiştirmek.

Zaten sistem değişmez ise alınan meclis sandalyelerinin de gerçek bir anlamı olmayacak. Tek adam rejimi devam edecek ülkede...

Millet olarak bu birliği sağlamayan bu  desteği vermeyen hiç bir partiye ne kadar beğensek inansak da oy vermeyerek irademizi net bir şekilde duyurmalıyız.

3 Mart krizini millet çözdü.

Aynı iradeyi aynı baskıyı şimdi başta Muharrem İnce olmaz üzere diğer tüm CB adaylarına yapmalı.

Memleket Parti'liler en başt abu iradeyi baskıyı kurmalı İnce üzerinde. Tarihi sorumlulukları var.

Muhalefeti bölen hiç bir partiye oy çıkmamalı sandıklardan.

Halkın son kartı bu.

Enkazdan sesleniyor halk.

SESİMİ DUYAN VAR MI?








xxx


16 Mart 2023 Perşembe

HERŞEY SINAV SORULARININ ÇALINMASI İLE BAŞLADI

 “Herhangi bir Ulusu çökertmek, Atom bombası veya Uzun menzilli füze kullanımını gerektirmez. Ama bunun için Eğitim kalitesinin düşürülmesi ve öğrencilerin sınavlarda kopya çekmesine izin verilmesi gerekiyor.

Hasta, sınavlarını kopya çekerek geçen doktorun elinde can verir.

Ve sınavlarını kopya çekerek kazanan bir mühendisin elinde binalar yıkılır.

Ve sınavlarını kopya çekerek kazanan bir muhasebecinin elinde para kayboluyor.
Ve insanlık sınavlarını kopya çekerek geçen bir din alimi elinde can veriyor.

Ve sınavlarını kopya çekerek geçen bir yargıcın elinde adalet kaybolmuştur.
Sınavları kopya çekerek geçen bir öğretmenin himayesindeki çocukların kafasında da cehalet kol geziyor.
Eğitimin Çöküşü Milletin Çöküşüdür”


BAŞIMIZA GELENLER KADER DEĞİL...












XXXX

5 Mart 2023 Pazar

GÜNÜN SÖZÜ

 ''Über kapitalist sistem, gözümüzün önünde demokrasiyi oligarşiye dönüştürdü. Amerika'nın nerede ise tamamını üç Wall Street Şirketi (BlackRock, Vanguard ve State Street) ve onların yatırım fonları yönetiyor. İlaç lobisinden medya kurumlarına, her sektör ve alan onların kontrolünde. Bir sonraki başkanı bile onlar seçiyor. Bu yüzden, politik görüşünüz ne olursa olsun, ekonomik haklar, adil çalışma şartları ve hak ettiğin en temel yaşam standartlarına sahip olmak artık bir insna hakları mücadelesidir ve hepimizin ortak davasıdır.'' Bernie Sanders (Amerikalı siyasetçi ve Vermont Senatörü)









xxxx

4 Mart 2023 Cumartesi

ÇOCUKLARDAN BÜYÜKLERE BİR KURTULUŞ MASALI

55 yaşındayım.

Ve hayatım boyunca çocukken yaşadığım bir olayı anlamaya çalıştım.

Bu sabah uyku ile uyanıklık arasında bu anlam ile uyandım.

Hemen kalkıp burada yazıp sizinle paylaşmak istedim.

Oturduğum semtte toprak bir alan vardı. Çoğunlukla oğlanlar  top oynar hep birlikte de yakalamaç oynardık.

Bir gün oyun oynamaya gittiğimizde kepçelerle bu oyun alanımızın delik deşik edildiğini gördük. 

Çıkan toprak oyun alanın bir kenarına yığılmıştı.

Duyduğumuz o ki çok ses yapıyormuşuz ve de toz toprak oluyormuş her yer.

Kim nasıl organize etti hatırlamıyorum .Bir avuç çocuktuk. Ben ilkokulun ilk yıllarındaydım. 1975 veya 1976 yılları. Ya bahar ya yaz ayı idi.

Hemen evlere dapılıp geri gelmiştik.

Herkesin elinde leğenler ve naylon torbalar vardı. O zaman bu kadar çok değildi naylon torbalar.

Ve bir oyun kurgulamıştık anında.

Bir kaçımız toprak yığının arkasına geçip sözde bakkal manav olmuştu.

Diğerlerimiz de ellerimizdeki leğen ve naylon torbalarla sıraya girip müşteri olmuştu. Başlamıştık  alışverişe.

''2 kg patates istiyorum.'' ''5 kg şeker istiyorum.'' ''3 kg tuz istiyorum.'' gibi cümleler söyleyerek , leğen ve naylon torbalarımızı toprak ile doldurmuş,  sonra da koşup bu toprağı çukurun içine boşaltmış tekrar sıraya geçmiştik.

Ne kadar bu oyunu oynadık hatırlamıyorum ve fakat gün bittiğinde tüm delikler doldurulmuştu.

Bir hafta sonra da bugün hala çocuk parkı olan o toprak alana, demirden bir kaydırak, bir salıncak ve bir tahtıravelli yerleştirilmişti.

Bir kaç yıl önce öğrendim ki çevre apartmanlarda oturan ve  belediye yönetiminde olan bir komşumuz bizi görmüş. Çocuk parkı yapılması için harekete geçmiş.

Evet  işte biz çocuklar , oyun alanımızı böyle geri kazanmıştık. 

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün çocukken tarlalarından kargaları kovarken düşmanı ülkeden kovma üzerine bir pratik yaptığını, kendi potansiyeline dair bir sinyal verdiğini anlatan bir yazı  okumuştum bir yerde.

Ve hep düşünmüştüm sonradan.

Acaba benim mahalle arkadaşlarımla yaşadığım bu olayın bir anlamı gizli bir mesajı var mı diye? Bana  ne anlatıyordu bu olay? Ne öğretmişti?

Ve bu anlam tam da Millet İttifakı içinde olan İyi Parti'nin hepimizi şok eden bir üslup ile masadan kalktığı günün (3 Mart 2023) gecesinin sabahı uyanırken geldi buldu beni.

Oyun alanımızı kepçelerle delik deşik edip bizim elimizden almaya çalışan ve belki de bir büyük olasılıkla bir bina dikmek isteyen zihniyeti , BİRLİK içinde  BİRLİKTE mücadele ederek durdurabilmiştik.

Çocuklar birbirini suçlamamıştı. Hangi oyunu oynayacağız diye kavga etmemişti. Kim oyunun lideri olacak , kim manav bakkal kim müşteri olacak diye de tartışmamıştık. Asıl olanın o oyun alanının geri kazanılması olduğunu biliyorduk. 

Bilinçli olarak bunu planlamamıştık elbette. Yani bu toprakları doldurursak buraya çocuk parkı yapılır gibi bir düşüncemiz olamazdı. Sadece iyi bir oyun fırsatı gördük bunu değerlendirdik çok eğlendik kahkahalar atttık ve sonrasında öğrendiğimiz tek bir şey vardı.

BİRLİKTE OLURSAK HERŞEYİ BAŞARABİLİRİZ. MUCİZELER BİLE MÜMKÜN OLUR.

İşte çocukların gösterdiği o iradeyi, bugün tüm yetişkinlerin göstermesinin zamanıdır. 

Çocuklardan büyüklere bir mesajdır bu.

Vatanımız inşaat baronlarının yağması altında, ormanlarımız hayvan dostlarımız acı çekiyor, çocuklar gençler okulda açlıktan bayılıyor (oğlumun okulunda yaşadık bu sene bir kaç olay) , gençler ülkeden kaçmanın derdinde...

Adeta çocukluğumdaki gibi kepçelerle delik deşik halde vatan toprağı...

Ve tüm ''büyüklerin'' BİRLİKTE olmaktan başka seçeneği yok. Her bir vatandaşın seksenbeş milyona karşı sorumluluğudur bu. Farklı bir anlatımla birbirimizin kul hakkına sahip çıkmak buna saygı duymak sorumluluğumuz vardır vatandaş olarak.

Cumhuriyet'i birlikte kurabilmiş bir milletin tüm renkleri ile yeniden birlikte olma zamanı geldi.

Ya birlikte,   bu enkazı kaldırıp her bir vatandaşımız için güzel yaşanılası bir ülke kuracağız, ya da sefil yaratıklar gibi sürünerek yaşamaya çalışıp en sonunda yok olacağız. Sadece nasıl bir ülkede yaşamak istediğimize odaklanalım...

Bireysel inançlarımızı, tüm izmleri, bireysel geçmişmizi, çıkarlarımızı , egomuzu bir kenera bırakıp sadece vatan için birlik olalım.

Erzincan depreminde atalarını kaybetmiş bir ailenin ferdi olarak, 45000 canımızın acısı bu kadar taze iken , birlik olmak hem o yiten canlara hem de seksenbeş milyona karşı vicdani ve tarihsel bir sorumluluktur.

Tek ihtiyacımız olan vatan sevgisi, rehberimiz olsun.

Evet sizlere bir birlik, bir kurtuluş masalı anlattım bu sabah...

Umarım sesim  vatanını seven her yüreğe dokunur.

Sevgiyle birlikte kalalım,











xxx



3 Mart 2023 Cuma

CUMHURİYET HAKKINDA...

Cumhuriyet fazilettir. Fazilet ise erdemli, ahlaklı, hakkaniyet sahibi olmak demektir...Cumhuriyet, içinde barındırdığı demokrasiyle ve kuvvetler ayrılığıyla, bireyi topluma ezdirmeyeni toplumu da bir lidere teslim etmeyen faziletli/onurlu bir yönetim biçimidir...Cumhuriyet korku kültürüyle bağdaşmaz. Çünkü Cumhuriyet hiçbir ailenin, zümrenin, kişinin toplum üzerinde egemenlik kurmasına izin vermez...Kuvvetler ayrımı, korkan değil, hakkını arayan, olup biteni sorgulayan, gerektiğinde protesto eden bireylere özgürlük ortamı sunar...-DOĞAN CÜCELOĞLU







xxx