Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Acı Reçete

Resim
Geçtiğimiz Pazartesi(23 Ocak 2012) Fazıl Say'ın bir köşe yazısı vardı Cumhuriyet gazetesinde. 5 yaşında iken hocası sorarmış. "Bugün ne gördün? Okulda ? Sokakta? Oyunda ? Anlat piyano ile..." diye.                                                     İşte ben de tam o gün Kadıköy 'deki bir semt polikliniğine gittim. Kuyrukta bekledikten sonra dahiliye Dr 'u için numara aldım ve üst kata çıktım. Bir de ne göreyim? Onlarca insan (en az 60-70 kişi) kapıda bekliyor. Sadece tek bir dahiliye Dr'u varmış. Camlar kapalı havasız bir ortam. Çoğunluk yaşlı...Hatta ayakta duramıyacak kadar yaşlı ve hasta olan insanlar da vardı. O an düşündüm. Nüfusun çoğunluğu genç ve/veya çalışan kesim olduğundan ya daha az hasta oluyorlar ya da özel hastanelere gidiyorlardı. Daha şanslıları, çalıştıkları şirketlerinin özel sağlık sigortasından yararlanıyordu... Devlet dest...

Kahkaha Üzerine

Resim
Şu sıralar okuduğum bir kitap var.Adı "Kalahari Öğretisi"... Afrika'daki çöl insanlarının kadim bilgilerinin paylaşıldığı bir kitap. 2009 yılında açıklanan bir araştırmaya göre yeryüzünde yaşayan tüm insanların genetik kökeninin bu çöldeki insanlara uzandığı belirtiliyor kitapta. Yani bizim atalarımız genetik olarak Kalahari çöl insanları. Onların insana, yaşama , varoluşa dair düşünce duygu ve duruşları bizlere derin mesajlar veriyor. İnsan olma yolculuğunda nerede olduğumuz ve olmadığımız hakkında! Beni en çok etkileyen mesajlardan biri de kahkahanın gerçek ruhaniyetin gereklerinden biri olduğu idi. Yani kahkaha attıkça ruhumuzla evrenin ruhu ile varoluş ile "uyumlanıyor"duk... Bir araştırmaya göre çocuklar günde 400 yetişkinler ise 15 kez kahkaha atıyormuş. Osho'nun da benzeri bir yaklaşımı var aşağıdaki gibi... Gülerken SEN hakiki sensin.. Üzüntülüyken orijinal yüzünü Toplumun senden beklediği SAHTE bir kimlikle KAPLIYORSUN. Hiç k...

Benim "Sevgi Çiçeğim"

Resim
OSHO 'nun "Sevgi Ender Açan Bir Çiçektir" yazısından esinlenerek Çeşme Altınkum sahilinde oldukça serin denize girdikten sonra , ıssız kumsalda muhteşem bir gün batımı eşliğinde çizdiğim bir resim... "Sevgi Denizindeki SevgiÇiçeği" adı resmin. Tarih Ekim 2008 ...Gerçekten büyülü bir deniz bu benim için. Türkiye'nin tüm kumsallarını görmedim ama gördüklerimin arasında beni en çok etkileyen kumsal burası. Ege Denizi'nin içinde tamamen bakir bir kumsal. Sazlardan ve ahşaptan yapılmış bir kaç mini cafe var sadece. Kendinizi olabildiğince doğa ile iç içe ve özgür hissettiğiniz bir yer. Kumsalda özgürce koşmanın ne kadar keyifli ve eğlenceli bir şey olduğunu tekrar hatırladım burada. Umarım uzun yıllar bu şekilde kalır! OSHO'nun yazısını da aşağıda paylaşıyorum... Sevgi nadiren açan bir çiçektir. Sadece arada bir gerçekleşir. Milyonlarca insan sevgili oldukları yanlış inancına kapılmıştır ancak bu yalnızca onların inancı. Sevgi nadiren aç...

Rahim Küsmesi

Resim
Geçen hafta oğlumun sınıfından iki anne çocukları ile sabah kahvesine gelmişti bana. Sohbet sırasında rahim küsmesi diye bir konu açıldı. Anadolu 'da böyle bir inanç varmış...Yaşlı kadınların anlattığını söylüyorlar. İlk çocuk sonrası dahi görülen bir şeymiş bu. Doğum kontrol uygulanınca rahim küser hamile kalamazmış kadın bir süreliğine. Yani var olma fonksiyonu elinden alınınca bir nevi red edermiş görevini... Bayağı etkilendim. Sonra bir soru takıldı aklıma. Acaba başka organlarımız da küsebilir miydi bize? Çok tıbbı bilgim olmamakla birlikte en kritik organımız olarak kalp aklıma geldi hemen. Hani rahim küsünce olsa olsa bir süreliğine hamile kalamıyorduk. Mazallah kalbin bir an bile küsmesi yaşamımızı kaybetmemiz demekti. Peki kalp neden ve nasıl küserdi? Var olma fonsiyonu nasıl elinden alınabilirdi? Var olma fonksiyonu sadece kan pompalamak mıydı? Bazıları kalbe ruhun evi diyorlar. Sevginin ve ışığın evi. Asıl var olma fonksiyonunun sevmek oldu...

Oyuncakçı Amca

Resim
Okullar yarın ara yıl tatiline giriyor. Bugün küçük oğlum elinde bir kağıtla geldi eve. Birinci sınıfa gidiyor evimize yakın bir devlet okulunda. Sınıfta yarın aşağıdaki şiiri okuyacaklar ve her bölümü başka bir çocuk seslendirecekmiş... Şiirin orijinali Abdülkadir Bulut'a aitmiş. Son kısımı öğretmenleri eklemiş mesajın altını çizmek için sanırım. OYUNCAKÇI AMCA Oyuncakçı amca Ne çok oyuncakların var Top,tüfek,tabanca... Gövdem titriyor onlara bakınca! Ne olursun oyuncakçı amca Bundan böyle bizlere, Oyuncak tüfekler yerine, Ak yelkenli bir gemi Bir de uçurtmalar getir Unutma emi? Sonra oyuncakçı amca Senden aldığım tüfekleri Bozarak onlardan kuş yaptım Bana kızmadın değil mi? Kızar mıyım evladım sizin yaptıklarınıza Çok önceden ben yapmalıydım,sağolun. Adeta çocuklar artık yalvarıyor oyuncakçı amcalarına annelerine babalarına büyüklerine... Bize top tüfek tabanca yerine gemiler uçurtmalar toplar bebekler alın diyorlar. Hiç birimizin hakkı yok bu m...