26 Eylül 2020 Cumartesi

Anadolu' da Yaşama Alan Açan Ağaç

 Daha önce paylaşmış olabilirim.

Ancak nedense bugün çok aklıma geldi sevgili Porsuk Ağacı. 

Salgın olmasa geçen Mayıs ayında gidip ziyaret etmeyi planlamıştım oysa ki.

Tekrar tekrar izliyorum videoyu bugün.

Avatar' daki  Eywa ağacını anımsatıyor bana bu ağaç.

Bu topraklarda sürdürülebilir yaşamın devamı için bu dev bilge ağaçların , ormanların, dağların korunması çok çok önemli.

Web of Life (yaşam ağı) ağaçlar aracılığı ile korunuyor. Ağaçları toprak altından biri biri ile bağ kurduğunu hatırlayın. Tıpkı onun gibi toprak üstünde de biz insanlar ve diğer canlılarla bağları olduğunu düşünüyorum ağaçların.

Her ağaç , orman, dağ , yaban kıyımında aslında bizim de bağlı olduğumuz (elektronik aletlerin internete bağlanması gibi) yaşam ağı yara alıyor zarar görüyor.

Biz insana düşen doğa ile uyum ve işbirliği içinde yaşamak.

Yoksa işimiz çok zor!


 













xxx

20 Eylül 2020 Pazar

Neden Kadınlar Her şeyi Daha Detaylı Düşünür?

Erkek kardeşim göndermiş bu videoyu  bugün...

İzlemeli izletmeli gerçekten!

Beyinlerimizin nasıl çalıştığını anlarsak  iki cins arasındaki iletişim ve uyumun çok daha iyi olacağını düşünüyorum.  

Hep derim kadın erkek eşit değil diye . Birbirini tamamlayan farklı fonksiyonlara sahibiz. İyi ki de öyle!

Adil güvenli etik değerlerin yüceldiği başka bir dünya için daha çok kadının ülke / dünya yönetiminde söz sahibi olması gerek gerçekten de.

Salgın döneminde kadın liderlerin olduğu ülkelerin kriz yönetimindeki başarısı da buna bağlanıyor.

Anaerkil düzen belki de yeniden yükseliyor yeryüzünde.

Belki de anaerkil dönem cennette yaşıyorduk. Ataerkil dönemde ise cehennemi yaşıyoruz. Cennetten düşme metaforu da belki bunu anlatıyorduk.

Kolay zamanlar değil bunlar. Ve daha da zorlaşacak gibi gözüküyor yaşam.

Seçimlerimizi kriz yönetiminde daha başarılı , sorumluluk bilinci daha gelişmiş , adalet ve merhamet sahibi bireylerden yapmak belki de daha akıllıca olur.



İyi pazarlar!








xxx

19 Eylül 2020 Cumartesi

GÜNÜN SÖZÜ / WORD OF THE DAY

 ''Aydınlığı içinde taşımaya bak. İşte o zaman karanlıkta bile yolunu bulabilirsin.''  William Blake


''Beaware to carry the light inside.Then you can find your way even in the dark.''



13 Eylül 2020 Pazar

İki Yüzlü Demokrasi

Doğuştan gelen oy kullanma hakkı ile belirli bir eğitim seviyesindekilerin oy kullanma hakkı şeklinde özetleyebileceğim iki farklı  demokrasi tanımı üzerine konuştuk geçen gün oğlumla.


Bana şöyle bir örnek verdi. 

Bir gemi de kaptan seçilecek olsun. Bu kaptanı seçen kişilerin deniz, gemi ve deniz yolculuğu ile ilgili hiç bir bilgisi olmayan insanların mı kaptanı seçmesini tercih edersin yoksa işin içeriğini gereklerini ihtiyaçlarını bilen insanların mı kaptanı seçmesini tercih edersin?

Cevap çok net değil mi?

Platon (Eflatun) da  benzeri şekilde bütün toplum için en doğru seçimi kararı ''eğitimli'' insanların yapabileceğinin altını çiziyor.

Eğitimsiz insanların demagoglar tarafından manipüle edilip  sistemin oligarşiye dönüşebileceğinden hatta diktatörlüğe evrileceğinden bahsediyor.

Şimdi bu eğitimli insan konusu çok tartışmaya açık ve de hiç bir şekilde ortak mutabakatın sağlanamadığı bir konu.

Aslında burada anlatılmak istenen muhakeme etme becerisi , analitik düşünce becerisi, yaratıcı düşünme becerisi, soyutlama yapabilme, objektif düşünebilme becerisi, stratejik düşünme becerisi, problem çözme becerisi, resmin tamamını görebilme parça bütün ilişkisini kavrayabilme gibi çeşitli üst düzey bilişsel düşünme becerilerine sahip olma halidir.  

Bu becerilere sahip kişilerin toplumun kaderini belirleyecek kararları daha sağlıklı objektif ve doğru şekilde alması beklenir. Bu etkiyi ya da sonucu sabote etmenin ortadan kaldırmanın tek yolu ise eğitim sisteminin yerle bir edilmesidir.

Bundan 35/40 sene önce liselerde felsefe mantık dersleri okutulurdu. Gençlerin çoğu bizim bugün Anadolu Lisesi olarak tanımladığımız matematik fizik kimya biyoloji gibi pozitif bilimlerin öncelikle okutulduğu liselere giderlerdi. Özgür yetişkin bireyler olarak ülkemize ve insanlığa en iyi şekilde hizmet etmek öncelikli değerimizdi. Üst düzey düşünme becerilerini kazandırmak ortak hedefi idi sanki o dönemdeki eğitimin.

Bugün geldiğimiz noktada hem akademik olarak çok geriledik (yukarıda bahsi geçen düşünme becerilerinden yoksun gençlerin/toplumun büyük kısmı malesef)  hem de değerlerimiz büyük erozyona uğradı. 

Hal bu olunca , sadece doğuştan gelen hak ile  seçim sandığına gidip oy kullandıkça, ülke daha çok oligarşi ve diktatörlük girdabına doğru yol aldı ,alıyor sanki. Son üç dört seçim ile nereden nereye geldiğimizi düşünün.  

Atatürk'ün onca öngörüsüne rağmen bunu öngörememiş olabileceğini düşünemiyorum. Muhtemelen Köy Enstitüleri, eğitim birliği, dini eğitim veren tarikat ve medreselerin kapatılması gibi büyük adımlar attıktan sonra sistemin bu şekilde ilerleyeceğini ve dolayısıyla bu sistem aracılığı ile  düşünsel beceriler ile donatılmış yeni nesillerin  yetiştirileceğini düşünmüş olmalı. Ve fakat ta Köy Enstitüleri' nin kapatılmasından başlamak üzere çomak sokuldu ülkenin eğitim sistemine. Bilerek ve isteyerek!

Bunu yapanların amaçları  ise savaş alanında ele geçiremedikleri toprakları ve kaynakları, toplumun düşünsel becerilerini geriletip , bunun sonucu olarak istedikleri şekilde sandıklara dolaylı yoldan müdahale ederek, ele geçirmekti. Ülke toprakları parsel parsel yabancılara satılıyor. Filistin'in başına gelenlerden ders alınmıyor anlaşılan. Anadolu'nun her köşesi maden arayan şirketler tarafından delik deşik edildi. Üstelik çıkarılan altının çok çok az miktarı bırakılıyor bize. Hani Osmanlı'nın çöküş döneminde arkeolojik soygun yaşamıştık ya, şimdi ise doğal kaynaklarımız soyuluyor yağmalanıyor.

Çocuğumuz olmayabilir, çok zengin olabiliriz ve de en iyi özel okullara gönderebiliriz çocuğumuzu ya da çocuğumuz çok çok başarılıdır ve de burslu iyi okullarda okuyabilir. Toplasak bu imkanlara sahip çocuk genç sayısı  genç nüfusun % 10'unu  geçmez. Her kim olursak  olalım bu ülkenin vatandaşı olarak bu ülkede yaşadığınız sürece düşünsel becerileri kazandıran,  akademik olarak yetkin bir eğitim sistemi hepimizin öncelikli derdi olmalı. 

Özetlersem sandığa gitmekle demokrasiyi bu ülkeye getireceğimizi ya da yaşayacağımızı düşünmek büyük yanılsama. Eğitim sisteminde fabrika ayarlarına dönerek, oy kullanma ehliyetine sahip , aklı hür vicdanı hür  bireyler yetiştiremediğimiz sürece bu ülkeye hak hukuk adalet eşitlik özgürlük gelmesi mümkün değil. 

Eğitim sistemi  ve eğitimciler bir ülke için varoluşsal öneme sahiptir. Zira ülkenin bütünlüğünü  ve birliğini koruyabilecek , toplumun ortak ihtiyaçları doğrultusunda sorumlu tercihler yapabilecek yeni nesilleri yetiştirecek olan , eğitim sistemi ve eğitimcilerdir.

Umutla,










xxxx






12 Eylül 2020 Cumartesi

Evine Git Turist

Bugün gazetelere Rusya'nın 2030 yılına kadar iç turizm hacmini 3 katına çıkartmak üzere yeni teşvik paketleri hazırladığı haberleri düştü. Amaç on yıl sonra  ülke dışına turist göndermemek.



Bu haberi okuyunca aklıma EKOIQ dergisindeki sürdürülebilir turizm araştırması geldi. 

Araştırma özetle bildiğimiz mevcut turizm sektörünün hem iklim krizine hem de  turist çeken ülkelerdeki çevre/kültürel kirliliğine yönelik muazzam katkılarını irdeliyordu.  Ve önermesi sürdürülebilir doğa ile insanla kültürle barışık yeni bir turizm sektörü oluşturulması doğrultusundaydı. Doğanın ve insanlığın ortak saatine ayarlı bir turizm!  

Derginin genel yayın yönetmeni Barış Doğu'nun  Temmuz-Ağustos sayısındaki ''Barbar Turistler'' başlıklı  makalesi vahşi kapitalizmin turizm görüntüsü altında nasıl büyük bir tahribata yol açtığını tüm çıplaklığı ile anlatıyordu.

Daha detaylı bilgi için linki ekliyorum.

http://ekoiq.com/2020/07/27/surdurulebilirlik-turizmin-her-parcasinin-kalbinde-yer-alacak/

Pandemi sonrası yeni normaller oluşurken gezegende sürdürülebilir bir yaşam için her sektör her iş modeli yeniden yapılandırılıyor. 

Bu bağlamda belli ki daha çevreci  daha sorumluluk sahibi yeni bir turizm şekillenecek. 

Belki de Rusya bunu öngördü ve düğmeye bastı.

Ülke gelirlerinin önemli bir bölümünü turizmden sağlayan ve Rus turistin önemli çekim merkezlerinden olan Türkiye'nin , şimdiden geleceği okuyup ona göre önlemlerini alması çok önemli.

Sadece Rus turist değil belli ki iklim krizi ve pandemi  bir çok ülkenin ve  dünya vatandaşının  içe dönmesine neden olacak. İster vicdanen ister ekonomik olsun,  insanlar daha çok kendi ülkelerinde ve/veya evlerine daha yakın çevrelerde ''tatil'' yapacaklar. 

Turist sayılarında kademeli azalma ön görülerek iç turizme yönelik teşviklerin planlanması Türkiye için yaşamsal önem taşıyor.

Bir kenara not düşmek istedim.

Sağlık olsun!












xxx