23 Nisan 2023 Pazar

YENİ 10 EMİR

Açık Radyo'nun yayınıdır...

''Size her yaştan, ırktan, cinsiyetten, dünyamıza duyarlı ve dolayısıyla kulak vermeye değer “10 Emir” iletiyoruz.

HER CİNSTEN ÇOCUĞUYLA, GENCİYLE, YAŞLISIYLA

KUZEYDEN GÜNEYDEN HER KITADAN,

HER ÜLKEDEN POSTMODERN KENTLİSİ,

KADİM YERLİSİYLE, YENİ YETMESİ,

ULU BİLGESİYLE ÇAĞIMIZIN “YALVAÇ”LARINDAN

“10 EMİR” GELDİ.

1. Emir: “Yeryüzünde daima usulca yürüyeceksin, hak ettiği saygıyı ona hep göstereceksin. Nemonte Nenquimo – Waorani (Ecuador/Amazon) kadını. (37 yaşında)

2. Emir: “Yeryüzünde hayatın yok edilmesine razı gelmeyeceksin.” George Monbiot, İngiltere. (59 yaşında)

3. Emir: “Umut gelsin diye beklemeyip eyleme geçerek umudu kendin yaratacaksın.” Greta Thunberg, İsveç. (19 yaşında)

4. Emir: “Adil ve sürdürülebilir gelecek için çok geç olmadan harekete geçeceksin.” Noam Chomsky, ABD. (93 yaşında)

5. Emir: “Politikacıyı dürtmenin tek yolu olarak: gürültülü protestolara girişeceksin.” Fatima İbrahim, Somali/Kanada. (29 yaşında)

6. Emir: “İklim-çevre aktivistliği yanında “sessizlerin sesi” de olmaya çalışacaksın.” Lycipria Kangujam, Hindistan. (11 yaşında)

7. Emir: “Umutsuzluk ve çaresizliğin tek çaresi eylemdir; bunu hiç unutmayacaksın.” Jane Fonda, ABD. (84 yaşında)

8. Emir: “Muktedirleri eylem ya da eylemsizliklerinden sorumlu tutan medyayı yaratacaksın. Vanessa Nakate, Uganda. (25 yaşında)

9. Emir: “İklim Krizini çözmek için kapitalizmi bitirmenin şart olduğunu bileceksin.” Jeremy Lent, İngiltere. (62 yaşında)

10. Emir: “Risk büyük, zaman çok az; bunu bilip, isyandan azıyla yetinmeyeceksin.” Naomi Klein, Kanada. (52 yaşında)

Emirler açık ve net.

Zamanımız dar.

Haydi o zaman, ne bekliyoruz? ''








xxx

Baba ve Oğul

 İclal Aydın'ın Oksijen gazetesindeki yazısından ilham aldım bu yazıya.

Tanju Okan ve oğlu Tansu Okan'ın hayatlarını özetle anlatıyordu. Sanırım son çıkan kitabı bu  baba oğul ilişkisi üzerine kurgulu idi.

Çarpıldığım yer,  babanın da oğulun da aynı yaşta benzeri acılar kederler sonrası hayata veda etmesi idi. Önce baba ayrılmış aramızdan sonra oğlu. 

Oğul ile nerede ise çocukluğunda hiç görüşememiş olan baba oğul ilişkisini kuramamış bir baba idi Tanju Okan. Yıllar sonra yakınlaşmışlar. Oğul Tansu babasının son günlerinde onun bakımı ile ilgilenmiş. En sonunda kavuşmuşlardı.

Yazıyı okuyunca  içimde bir  düşünce  belirdi. 

Anne veya babamızla çocukken sağlıklı güvenli bağ kuramadığımızda, belki de o bağ yerine ebeveynimizin  kaderini kopyalayıp bu şekilde bağ kurmaya çalışıyoruzdur.

Hem kendi hayatım hem de çevremdeki insanların hayatlarıa baktığımda benzeri kalıplar gördüm gerçekten de.

Çocuklarımızla güvenli sevgi dolu bağ kurabildiğimizde ancak, bizim kaderimizden  özgür kılıyoruzdur belki de onları.

Bugün 23 Nisan!

Gelin çocuklarımızı hem kendimizin hem de toplumumuzun  kaderinden özgür kılmaya niyet edelim bugün.

Bu öyle bir kader ki içinde acı, bol göz yaşı, yalnızlık, terk edilmişlik, anlaşılmamışlık, aldatılmışlık, red edilmişlik, kabul edilmemişlik, takdir edilmemişlik ve dahaları var. Bu listeye kendi içinizden gelenleri de ekleyebilirisiniz.

Ve işte tam d abugün tüm bu kader döngüsünü kırmaya çocuklarımızı özgür kırmaya niyet edelim.

Kendimizşn, ailemizin ve toplumumuzun  geçmişinden gelen  gölgeler çocuklarımızın gençlerimizin yaşamına gölge düşürmemesini diliyorum.

Baba oğul umarım huzur içindedir.

Teşekkürler İclal Aydın...


Sevgiyle,







xxx


Görsel Oksijen Gazetesi


Ayın Karanlık Yüzü

 Bugün 23 Nisan neşe ile doluyor insan diyeceğim fakat diyemiyorum.

Tam tersi hayal kırıklığı, endişe ve öfke duyguları var içimde.

Böyle bir gün de dahi sosyal medyada birbirine hakaret yağdırıyor insanlar.


Bir bitmedi Atatürk ile Hz Muhammed'i karşılaştırma birini diğerine üstün kılma mücadelesi.

Biri düşmanlarla savaşmış ülkemizin kurucu lideri, devlet adamı.  Saygımız ve sevgimiz sonsuz.

Diğeri dinin kurucusu ve yaşadığı dönem açısından oldukça ilerici bir eylem adamı. Saygımız ve sevgimiz sonsuz.

Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. 

Fakat aynı ülkede eşit haklara sahip yurttaşlar olarak yaşıyorsak birbirimizin kutsalına SAYGI duymak zorundayız. Saygıdır  bizi birbirimize bağlayan köprü kuran.

Dünya görüşünüz gereği dine inanmıyor olabilirsiniz. Fakat inanan akrabalarımız, komşularımız, arkadaşlarımızın yanında saygısızlık yapıyor muyuz? Elbette hayır. O zaman tanımadığımız bir yurttaşımıza da saygılı olmak zorundayız.

Ya da yine dünya görüşümüz gereği laik yönetim şeklini benimsemiyor olabiliriz. Fakat laik yönetim sistemini benimseyen akrabalarımız, komşularımız arkadaşlarımızın yanında saygısızlık yapıyor muyuz? Elbette hayır. O zaman tanımadığımız bir yurttaşımıza da aynı şekilde saygılı olmak zorundayız.

SAYGI bu işin anahtarı.

İster inançlı olun ister inaçsız. Bu ülke bizim ortak vatanımız. Ortak kaderi paylaşıyoruz. Savaşlar, kıtlıklar, depremler, terör, krizler, darbeler...

Toplumları yaşanan ortak acılar birleştiriyor.

Daha ne yaşamamız gerekiyor silkelenip birbirimizi olduğumuz gibi kabul edip saygı duyabilmemiz için?

Yetmedi mi bunca acı gözyaşı?

Bireysel  hayatta da ders almayınca o ders daha ağırlaşıp gelir insana.

Toplumlar için de bu böyle.

Birleşmemiz için daha nasıl bir acı gerekiyor? Acı olmadan birleşemez miyiz? İlla acı mı olması gerekiyor?

Atatürk 'ün en büyük başarısı her renkten insanı barındıran Anadolu insanını birleştirebilmesi bana göre. Düşman gelmiş yurda ve birleşmekten başka çaresi yoktu insanların. O zaman kavga edip tartışıyor muydu sizce insanlar? 

Sürekli farklılıklarımıza bakarsak hep ayrılığı görürüz. 

Oysa sürekli bizi birleştiren değerlere bakarsak  birliği  görürüz.

Dört farklı renge boyanmış bir oda düşünün. Kırmızı mavi sarı yeşil...Başınız sarı rengi görecek şekilde duruyor olsun. Mavi rengi görmek istediğinizde kafanızı maviye doğru çevirmeniz gerekir.

Aynı bunun gibi bizleri birleştiren   ortak değerlerimiz neler, kültürümüzün  bizleri birleştiren yakınlaştıran unsurları neler bunlara odaklanmalıyız.

Bunu başarabilirsek toplumsal olarak da bir bilinç sıçraması yaşayacağız sanki.

Siyah beyaz dışında da renklerin olduğunu görebileceğiz.

Allah aşkına renk yazınca aklınıza hemen gökkuşağı gökkuşağı yazınca da LGBT gelmesin.

Bırakalım bu komplocu paranoya kafaları. Endişeli isek bazı konularda aklımızı kullanıp sözleşmelere madde ekler revize ederiz olur biter.

Yerli yersiz propoganda bombardımanından hoşlanmıyorum o ayrı. Netflix yazıp bırakıyorum burada bu konuyu...

Ya o ya bu kafasından çıkıp hem o hem bu kafasına ulaşmamız lazım.

Sahi müslüman bir çok ülke var. Kutsal kitap bir çok dile çevrilmiş. Herkes kendi dilinde okuyor kutsal kitabı. Neden sadece bizim ülkemizde sorun bu konu?

Ya da o ülkelerin milli liderleri ile Hz Muhammed yarıştırılıyor mu bizde ki gibi? Kavga ediyor mu insanlar en olmadık yerde dahi,?

Hiç sanmıyorum!

İşim gereği bir kaç kez Kazakistan'da bulunmuştum. Resmi dini islam bu ülkenin.

Milli liderleri o kadar net ifade etmiştiki bakış açılarını.

Türk kültürü ile islam dinini kavgasız gürültüsüz harmanlamışlar özetle.

Bizdeki sıkıntı Türk kültürü yerine Arap kültürünün dayatılması.

Olay bu kadar.

Bir önceki yazımda ayın aydınlık yüzünü yazmıştım. Umudun,  olmasını beklediğim istediğim bir Türkiye'nin hayalini.

Bu yazımda ise ayın karanlık yüzünü yazıyorum. Hala ortak değerleri göremeyen farklılıklar üzerinden hala kavga eden bir ülke.

Ne diyelim?

Bu sadece siyasi bir seçim olmayacak.

Sosyolojik olarak da toplumsal anlamda bir eşik bizim için.

Ya birbirimize saygı duyup ortak paydalarda birleşeceğiz ve yola hep birlikte  devam edeceğiz.

Ya da farklılıklarımız üzerinden  kavga ede ede ülkeyi nefes alınmaz cehenneme çevireceğiz. Ve bu ortam emperyalistlerin pek sevdiği bir ortam. Bunu bu millet çok iyi biliyor.

Umarım sağduyulu vicdanlı bir tercihte bulunur ve bu eşiği hep birlikte aşarız. 








xxxx

14 Nisan 2023 Cuma

100 Yıllık Hikayemiz

Yüz yıldır büyük bir ayrıştırma ötekileştirme operasyonu ile karşı karşıya geldi bu millet.

Hem içten hem de dıştan.



Sağcı solcu, Türk Kürt, Alevi Sünni , dindar laik...Liste daha da  uzar gider.

Hatta son zamanlarda  çok mahrem tamamen bireysel tercihlerimize kadar ilerledi bu ötekileştirme ayrıştırma operasyonları.

Bir de geçtiğimiz hafta Balkanlar'dan  göç etmiş  vatandaşlarımızı  inciten,  hepimizi utandıran yerlere ilerledi bu ötekileştirme hastalığı.

Ve bu ortamda cumhuriyetimiz için çok kritik bir seçimin arifesine geldik.

Bu nokta öyle bir nokta ki, muhalefetin ittifak çatısına bakınca herkesin bir kafası karıştı.

Düşünsenize Saadet Partisi merkez binası önünde CHP 'li  Alevi bir Cumhurbaşkanı adayının ismi duyuruldu bu ülkede.

Ülkücüler ile solcular hatta bayağı solcular günah çıkartıp empati kurmaya başladı birbiri ile.

Ülke tarihinde milat olan haller yaşıyoruz ve çok değerli bir alan burası.

CHP 'ye ömür boyu oy vermiş bir seçmen,  muhafazakar partilerin olduğu ittifaka oy verecek ve bu partilerin vekillerini  de meclise sokacak.

Hepimiz içimizden bunun hesabını kitabını yapıyoruz şu sıralar.

Nasıl olabilir böyle bir şey diyerek...

Bayağı bir kafalarımız karışıyor değil mi? 

Nasıl da her şey  iç içe girmiş kim kimin seçmeni,  kim kime oy veriyor olacak bir sürü sorularımız var içimizde yanıt aradığımız.

İşte tam bu noktada size iyi haberim var.

Bu karmaşık gözüken mozaik bizim tüm bu ötekileştirme ayrıştırma operasyonlarına rağmen nasıl da ortak değerlerimiz çerçevesinde birleştiğimizi hizalandığımızı kenetlendiğimizi  gösteriyor.

Ne kadar farklı renk ses dünya görüşü varsa,  o kadar çok katılımlı olacak şekilde ortak değerlerimiz çerevesinde  birleştiğimizin  kenetlendiğimizin göstergesi bu.

Din, dil, ırk,  inanç ya da inançsızlık, cinsiyet, genç yaşlı,  cinsel tercih gözetmeksizin her bir vatandaşımızı ortak  değerlerde, ortak niyetlerde, ortak amaçlarda  buluşturuyor muhalefetin ittifak çatısı.

Evrensel değerler, insan onuru, yurrtaşlık bilinci, vatan sevgisi, hak hukuk adalet, toplumsal bilinç, eşitlik kavramları çerçevesinde bir araya geliyor insanlar.

İkinci yüzyılın hikayesini işte bu duruş ile yazacak bu millet. Ortak akıl, ortak değerler ve ortak irade ile.

Hepimizin önyargı ve kalıplarımızı geride bırakıp ortak değerlerimize kenetlenme zamanı gerçekten de.

Geçmişten özgürleşmek ve yeniye alan açmak için bunu yapmalıyız.

Ve kendimize sorular sormalıyız.

Kişi isimlerinden, kişi sıfatlarından  arınmış olarak kendimize odaklı sorular sormalıyız.

Bu ittifakın söylemleri değerleri benim yaşamak istediğim Türkiye'yi anlatıyor mu?

Bu ittifakın değerleri benim değerlerimle örtüşüyor mu?

Nasıl bir ülkeyi özlüyorum?

Hayranlık duyduğum yaşamak istediğim ülkelerin hukuk sistemi eğitim sistemi sağlık sistemi nasıl ve hangi ittifak beni o yaşamak istediğim ülkeye yaklaştırıyor?

Kendimize sorular sormamız gereken bir seçim bu.

İkinci yüzyılın hikayesini işte bu içimizden gelen cevaplarla şekillendiriyor olacağız.

Özellikle gençlerimizden,  bu soruları kendilerine sormalarını ve kendi bireysel değerlerini tercih yaparken dikkate almalarını rica ediyorum.

Ortak yaşanmışlıklar, ortak acılar üzerinden gelişen ortak kader,  insanları birleştirir. Ve bu birleşen millet çok güçlüdür.
 
Hindistan'ın İngiliz Sömürgesi'nden kurtuşuşunun alt motivasyonunu bu şekilde açıklamıştı bir diplomat.

Yüz yıllık hikayemizde pek çok acı biriktirdik bizler de.

Ve şimdi cumhuriyetimizin yeni yüzyılına girerken, yeni bir hikaye yazmaya hazır  mıyız?

Şimdiden gelmekte olan baharın bayram tadında olmasını diliyorum...







xxxx

9 Nisan 2023 Pazar

GÜNÜN SÖZÜ

 ''Çatışma, derinlemesine düşünme ve ustalığın olmaz ise olmazıdır.'' John Dewey








xxx