Kayıtlar

Aralık, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

GÜNÜN SÖZÜ / WORD OF THE DAY

Resim
MASUMİYET YÜKSELİŞİMİZİN ANAHTARIDIR. INNOCENT IS THE KEY OF OUR ASCENT.

Karaciğer Diyeti

Resim
Günlük yaşam içinde odaklanmamızı güçlendirmek , işimizde verimliliğimizi arttırmak ve meditasyonlarımızın daha derin olabilmesi için dikkatimizin çok saf ve güçlü olması gerekiyor. Tıpkı bir lazer ışını gibi keskin bir dikkate sahip olduğumuzda odaklanmamız iyileşiyor, anda kalabilme becerimiz artıyor. Dikkatimiz güçlü ise kendimizi yani davranışlarımızı duygularımızı etkin bir şekilde izleyebiliyoruz. Dikkatimiz güçlü ise ancak anda tutunabiliyoruz. Anda kalabilmemiz için dikkatimizin güçlü olması gerekiyor. Daha objektif ve çözüm odaklı olabiliyoruz. Dikkatimizin organı ise karaciğer. Beyinin düşünmesi için gereken gri hücreleri yaratıyor karaciğer. Aşırı zihinsel aktivite, kaygı endişe , beslenme şeklimiz gibi etkenler karaciğeri yoruyor, ısıtıyor ve dikkatimiz zayıflıyor. Zayıf dikkat ayrıca oradan oraya savruluyor bugünün dünyasında.Gözlerimiz nerede ise dikkatimiz de orada. Görsel bombardıman altındayız. Dikkatimizi saflaştırabilmek için doğayı ve çocukları izlememiz...

Autumn in My Favorite Corner

Resim
Not much to say... Some pictures from Fenerbahçe Park in autumn 2011. My most favorite place in this BIG city! I can smoothly breath there and feel more close to nature...Strings of my heart get accorded here and I started to feel joyful again... As my guru said "Our emotion should be joy"...If we do not feel the joy in our hearts han we better have to do something! A LONELY TREE ACROSS THE PRINCESS ISLANDS I had a short foot soak in the sea and it was freezing cold! BLUE SKY AND GOLDEN COLORED SEEDS Eventually my bird...I was looking for this bird more than a year. I hear its voice day and night...If you hear a sweet voice singing in the middle of night than it should be this bird! So , autumn is also beatiful in İstanbul as it was in spring! All the best wishes from all the friends live in globe... with love

Cam Ocağı'nda Bir Cumartesi

Resim
Geçen Cumartesi oğulcuklarla Cam Ocağı'na ziyarete gittik. Türkiye'nin en büyük ve donanımlı cam sanat merkezi olarak tanımlanıyor burası. Büyük oğlum seramik deneyimi sonrası özellikle cam ile çalışmak ve bu işlemin nasıl olduğunu görmek istediğini paylaşmıştı bir süre önce. Hava güzel olunca biz de yola çıktık! Kesinlikle araba ile gitmenizi öneririm! Bizim gibi macera seven bir aile iseniz otobüsle de seyahat hoşunuza gidebilir elbette... Önce Üsküdar'dan otobüs ile seri bir şekilde Beykoz' a ulaştık. Sonra 137 numaralı otobüsü bekledik. Bu otobüs bayağı seyrek geliyor. Bir saatten fazla bekledik otobüs durağında! Önerim son durakta beklemeniz. Hele bir de çocuklarla seyahat ediyorsanız. Son durakta çocuk parkı var ve çocuklar oyun oynarken siz de gazete kitap okuyabilirsiniz sıcak çayınızı yudumlarken. Beykoz 'dan yaklaşık 50 dakika sürüyor otobüsle ocağa ulaşmak. Riva'ya girip çıkıyor otobüs. Sonra ver elini minik köyler..."Gerçe...

Çocukluğumun Hurma Ağacı

Resim
Yılın bu zamanını iple çekerdik. Çok sesli ve renkli bir zamanı idi yılın. Başrolde ise dev bir Trabzon hurma ağacı olurdu. Dört katlı bir müstakil evimiz vardı. Babaannem ve amcamın ailesi ile biz aynı binada farklı katlarda yaşardık. Evimizin tam önünde idibu hurma ağacı...Yüzlerce meyvesi olurdu bu ağacın. Sonbahara inat turuncu meyveleri ile ışıl ışıl parlardı varlığı gözlerimizin önünde. Yaprakları dans eder ve ıslık çalardı rüzgarda. Toplardık ulaşabildiğimiz kadarını ve konu komşu ile paylaşırdık meyvelerini. Zaten o zamanlar adet öyleydi. Bahçeden çıkan meyve sebze hep paylaşılırdı komşularla. Göz hakkı diye bir şey vardı. Güzel günlerdi onlar ve ben çok şanslı bir çocuğum böyle bir bahçede yaşadım yirmi yaşıma kadar. Yaklaşık bir buçuk dönümlük meyve sebze bahçemiz vardı. Alt bahçe derdik buraya. Sadece yazın kavun karpuzu dışarıdan aldığımızı hatırlıyorum. Kiraz erik armut kayısı dut incir ceviz aklınıza gelebilecek bir çok meyve ağacımız vardı. Hatta dedemin...

Meditasyon ve Minik Yosuncuk Üzerine

Resim
Çok uzun yıllar önceydi...90'ların başları... O yıllarda gönüllü meditasyon & yoga "öğretmeni" idim. Öğretmeni kısmını tırnak içine aldım zira öğrendiklerimizi paylaşıyorduk insanlarla sadece. Hem profeyonel olarak haftanın beş günü tam zamanlı çalışıyor hem de akşamları ve haftasonları aktif olarak gönüllü çalışmalara katılıyordum. Hatta bir dönem sokak çocukları ve kadın & çocuk tutuklularla bile çalışmıştık. O yıllarda İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir , Antalya ve Bursa 'da konuya ilgi duyan herkese ücretsiz eğitimler veriyorduk gönüllü diğer arkadaşlarla. Yaşamın bir şekilde bizlere yüzlerce insana ulaşabilme fırsatı vermiş olmasından ve yaşamımızı sadece kendimiz ve "kan bağımız" olan insanlar için yaşamamış olmaktan dolayı son derece mutluyuz bugün...Bunun da bambaşka bir doyum verdiğini ve yaşamımıza ayrı bir anlam kattığını itiraf ediyorum. Bazılarımız İngilizce bildiğimizden çeviriler yapıyorduk. Guru'muzun konuşmaların...