Bu anlatacağım hikaye gerçek yaşanmış bir olaya ait.
Amacım ağaçların ''sadece'' gezegende yaşam için zorunluluk olan oksijeni üretmek, karbon yakalamak ya da aşırı sıcaklara karşı gezegeni soğutan fonsiyonlarının ötesinde, bilinci olan canlılar olarak algılanmasına aracılık etmek.
Bu paylaşım için hikayenin ana kahramanından izin aldım.
Herşey geçen baharda 2017 yılından bu yana gönüllüsü olduğum ve çocuk atölyeleri yaptığım Ataşehir'deki Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'nde katıldığım bir atölyede başladı.
Atölye bir yetişkin atölyesi idi ve biz gönüllüler de ayrıca davet edilmiştik. Atölye bahçede tüm duyularımızla gezi yapmayı da sınıf içinde renkli kalemlerle çalışmayı da içeriyordu. Gerçekten çok keyifli ve ufuk açısı bir atölye idi.
Bahçe gezisi sırasında atölyeyi yapan eğitmenimiz bahçenin Ertuğrul Adası bölümünde yer alan yaşlı zeytin ağacına dokunmamızı istemişti.
Yaklaşık 500 yaşında olduğu söylenen bu zeytin ağacına onca senedir daha önce dokunduğumu hatırlamıyorum. Bahçenin kurucusu sevgili Nihat Gökyiğit bu zeytini yıllar önce yıpranmış, nerede ise parçalanmış bir şekilde bulmuş bir şantiye alanında. Bunun üzerine hemen ağacı bahçeye taşıtmış. O gün bu gün bahçede mutlu mesut yaşıyor yaşlı zeytin ağacı.
İşte ben yaşlı zeytine dokunduğum anda zihnimde şöyle bir cümle belirdi. '' Olga'ya meditasyon yaptırmalıyım''
Olga benim resim öğretmenim ve tam da bu olayın geçtiği sırada, bir kaç aydır resim atölyelerine katılıyor ve kara kalem dersi alıyordum.
Ve 1993 yılından bu yana da Kundalini Meditasyonu uyguluyorum. Hindistan'da bulunduğum yıllar boyunca bu uygulamayı pratik etmiş ve özellikle kanser hastalarına yönelik çok ciddi iyileşme / destek verdiğini birinci elden gözlemlemiştim.
Özetle yaşlı zeytine dokunduğumda öğretmenime Kundalini meditasyonu yaptırmam konusunda bir bilgi ya da yönlendirme/ rehberlik almıştım. Öğretmenim daha önce kanser atlatmıştı ve kontrolleri yapılıyordu düzenli olarak. Evet destekleyici olabilirdi düzenli meditasyon gerçekten de.
İlk fırsatta Olga'yı ziyaret ederek yaşadığım olayı anlattım.
Olayın derinliğinin buraya kadar anlattığımın çok ötesinde bir yere varacağını tahmin bile edemezdim o ana kadar...
Olga bir an durdu ve gözleri kocaman olarak ''Bu teyzemin zeytin ağacı''dedi. Teyzesinin de resim öğretmeni olduğunu ve bir süre önce vefat ettiğini biliyordum.
Fakat öğretmenimin teyzesi Şahsanem hanımın Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'nin ilk bitki ressamlarından olduğunu ve dokunduğum yaşlı zeytin ağacı ile özel bir bağı olduğunu o an öğrendim.
Olga hızlıca içeriye gitti ve teyzesinin yaptığı zeytin ağacının resmini getirdi.
''Bu mu bahsettiğin ağaç?'' diye sordu.
Ben emindim. O yaşta başka zeytin yoktu bahçede. Yine de ''Sorup teyid etmem gerekir.'' dedim.
Ve evet , bahçedeki arkadaşlara sorduğumda hepsi Olga'nın teyzesi Şahsanem hanımı tanıyordu ve de zeytin ağacını teyid ettiler.
Bu olaydan çok etkilendim, etkilendik.
Yaşlı zeytin ağacı Olga'nın teyzesi Şahsanem hanım ile özel bir bağ kurmuştu. Öğretmenim kanser atlatmıştı. Ve yaşlı zeytin ağacı ona dokunduğumda, Olga'ya iyi gelebilecek tekniği bilen bana, öğretmenim Olga'ya Kundalini meditasyonu yaptırmamı ''salık'' vermişti.
Zeytin ağacına dokunduğumda, ağaç, öğretmenimin teyzesinin yeğeni ile temasta olduğumu, öğretmenimin kanser atlattığını, benim öğretmenime destek olabilecek Kundalini meditasyonu yaptırdığımı biliyordu özetle.
Şahsanem hanımın da maddi dünyadan ayrıldığını düşününce, hiç bir şeyin kaybolmadığına herşeyin enerji boyutunda varolmaya devam ettiğine, tüm varoluşun bizim sınırlı duyularımızın ötesinde iletişimde olduğuna ve sevdiklerimizin her nerede olursa olsun bizim iyiliğimiz için her vesile ve fırsatta bizlere destek olduğuna tanıklık etmek ruhuma çok iyi geldi.
Evet, Olga'nın teyzesi Şahsanem hanımın ruhu yaşlı zeytin ağacı aracılığı ile benimle iletişim kurmuştum sanki. Bu düşünce bana Yıldızlar Arası filmini hatırlatmıştı. Boyutlar belki de iç içedir ve fakat üç boyut dışındaki boyutlar bizim algımıza kapalıdır. Kim bilir belki de ağaçlar bu boyutlarla bağ kurmamıza aracılık yapan boyut kapılarıdır?
Olga'ya ağacı teyid edince, inanılmaz mutlu oldu. Ve evet birlikte Kundalini meditasyonu yaptık. Düzenli uygulamaları da aktardım. Ben görevimi yerine getirmiş oldum bu şekilde.
Ülkemizde yaşanan orman yangınları ve zeytinliklerimize yönelik planlanan yok edici projelere karşı bu deneyimi sizlerle paylaşmayı bir sorumluluk olarak gördüm.
Olga'nın izni ile de sizlerle paylaştım.
Ağaçlar tüm varoluş ile bağı olan, biz insanlardan çok daha fazla duyulara sahip, geçmişi şimdiyi ve hatta belki de geleceği dahi bilen bilinç sahibi canlılardır.
Ortak bir yaşam alanının yaşam şebekesinin (web of life) bir nevi ''baz istasyonları''dır.
Ağaçların kaybı, yaşam şebekesinde büyük yaralar açmaktadır.
İklim krizi ve aşırı sıcaklar, susuzluk, biyoçeşitliliğin azalması ve daha bir çok çevresel felaketin temelinde, ağaçsızlık önemli bir role sahiptir.
Biz insanların da, ağaçların bağlı olduğu bu yaşam şebekesine bağlı olduğunu düşünüyorum. Bağımız ne kadar güçlü ise yaşam enerjimiz de o kadar güçlü oluyor.
Bilim bir gün bunu kanıtlayacak ve dünyanın her yerinde deli gibi ağaç dikilecek. Tek bir ağacın köklenmesi bile çok ağır cezalara denk gelecek. Kasten insna öldürmek gibi !
Bu deneyim sonrası oğullarıma , ben öldükten sonra beni hatırlamak isterlerse, özel bağ kurduğuma inandığım Fenerbahçe Parkı'ndaki dev sakız ağacının yanına gidip ona dokunarak bir süre meditasyon yapabileceklerini söyledim.
Ayrılık bir ilüzyon ve sevdiklerimize az da olsa tutunabilecekleri bir dal vermek hoşuma gitti.
Öğretmenim Olga'ya uzun yıllar sevdikleri ile sağlıklı bir yaşam dilerken, öte dünyaya göç etmiş sevgili teyzesi Şahsanem hanıma de saygı ve minnet duyguları ile teşekkür ediyorum. Yaşattığı bu deneyim farkındalık için. Huzur içinde olsun...
Işıkla,
x