20 Mart 2019 Çarşamba

Global Gıda Krizi

Geçenlerde Canan Karatay'ın bir haberinde kendisinin  '2020 'de kıtlık var Amerika buna hazırlanıyor.'' sözleri dikkatimi çekti.

Canan Hoca boş konuşmaz. Elbet bir bildiği var diyerek kıtlık sözcüğünün İngilizcesi olan 'famine' sözcüğünü arama motoruma yazdım ve şaşkınlık içinde önüme dökülen yazıları incelemeye başladım.

Evet Canan Hoca haklı imiş.



2020 ile 2032 arasında tüm dünyada gıda fiyatlarında ciddi yükseliş bekleniyor raporlara göre.

Hatta bazı makalelerde Batı'ya doğru yaşanan  göçün temellerinden birinin yine gıda yokluğu olduğu iletiliyor. En önemlisi de insan türünün geleceği ile ilgili olarak, Monsanto isimli  tek bir şirketin bu kadar güç kazanmasını son derece tehlikeli olduğunun altı çiziliyordu.

Bunun yanına bir de Küresel İklim Değişil'iği gelince pek iyi haberler yok.

Daha sonra aklıma bir kaç sene önce Putin'in vatandaşına arazi dağıttığı haberi geldi. Dikkatimi çekmişti bu da. Bir bildiği var bir şeye hazırlanıyorlar demiştim. Hatta bir nevi vatandaşa kendini besleme sorumluluğunu devir mi ediyorlar yoksa eski zamanlarda olduğu gibi diye de düşündüğümü hatırlıyorum.

Onu aradım sonra arama motorunda ki  bir kaç sözcük yazınca çıktı karşıma haber.

2016 'da Putin Sibirya'da isteyen vatandaşına 2 hektar idi sanırım arazi vermiş. Vergi indirimi sağlamış. Ve 2 yıl sürekli olarak araziyi işleyip tarım yaptığını belgelediğinde de arazinin mülkiyetini vatandaşa bırakmak üzere bir model kurgulanmış gerçekten.

Bir kaç aydır soğan patates  patlıcan biber  derken tanzim satış noktaları ile tanıştık hep birlikte.

Anlaşılan o ki bu geçici bir durum değil.

Vatandaşını doyurabilmek için tüm devletlerin acil bir kriz planını devreye sokması gerekiyor. Çoğu ülke çoktan hazırlıklarını yapmış ya da yapıyor anlaşılan.

Aile çiftliklerinin desteklenmesi birinci öncelik olmalı.

Geçenlerde bir yerde okudum İstanbul'un ilk kez nüfusu gerilemiş. 210 bin kişi eksilmiş nüfus sanırım. Geriye göç başladı şeklinde yorumlar oldu.

Pekala arazisi köyü olan ya da köye yerleşip aile çiftliği kurmak isteyen herkese Rusya'daki modele benzer bir model ile arazi verilebilir. Fazla düşünmeye de gerek yok. Bir ay içinde düğmeye basılabilir.

Şehirlerde her mahallede MAHALLE BOSTANLARI  kurulabilir. Bizim mahallemizde yer alan  İmrahor Bostanı 2.yaşına girdi bu sene.  40/50 ailenin bütçesine ciddi katkı oluyor. Her yıl çekiliş yapılarak mahalle sakinlerine tahsis ediliyor parseller. Mahallenizde milli emlak olarak tanımlanan belediyeye ait boş arazi var ise derhal muharınızla konuşun ve bostan için belediyeniz ile görüşmeye başlayın. Bizim muhtarımız iki sene içinde bostanımızı hayata geçirdi.

Ak Merkez modelinde olduğu gibi ÇATI BOSTANLARI kurgulanabilir. Yeni binaların çatıları bostan olarak yapılandırılabilir. Apartman sakinlerinin  ihtiyacını karşılayacak sebzeleri yetiştirebileceği bir alanı olur çatılarda.

Halihazırda güvenilir tarım yapan bir çok çiftlik var ülke genelinde. Her mahallede tüketici kooperatifi , türetici birlikleri kurulabilir. Yurt genelinde oluşturulacak bir ortak portala her ildeki gıda toplulukları ve güvenilir tarım yapan çiftçiler  üye olabilir. Güvenilir bir ağın varlığı hem gıda topluluklarının hem de çiftçilerin çoğalmasını teşvik edecektir.   Mutlaka sorun araştırın. Oturduğunuz şehirde bir gıda topluluğuna üye olup gönüllü bu topluluğu destekleyebilirsiniz. Gıda topluluklarını görebileceğiniz linki paylaşıyorum.

http://gidatopluluklari.org

Yurtdışında uygulamaları olduğunu okudum. Hükümlülere bahçecilik öğretilerek tarım yapmaları sağlanabilir. Hem terapi hem de dışarı çıktıklarında bir işleri oluyor.

Ormansızlaşma da bu sorunun bir parçası. Orman var ise yaşam var su var canlı var. Ormanlaştırma çalışmalarına orduda askerlik yapan kişilerden bazı ülkeler destek alıyor. Resmen askerler dağ taş demeden ağaç ekiyor.

Tarımda bağımsızlık elbette en ciddi gündem maddemiz olmalı.

Gıda fiyatlarının yükseleceği bir ortamda  ithalata bağlı bir tarım, ülkeyi iflasa sürükleyeceği gibi gerçekten gıdaya ulaşılabilirlik son derece zor olabilir. Daha da ileri gidip bunun toplumsal intahar olduğunu söyleyebiliriz.

Buradan herkese önerim eğer bağınız bahçeniz tarlanız var ise onlara sahip çıkın ve bu bahar itibarı ile kendi ihtiyaçlarınızı karşılamak üzere harekete geçmeniz. Siz gidemiyorsanız birini bulun ve ekip biçtirin. Hazırlanın!

Ailenizde ekim dikim bilen büyüklerden bilgileri derleyebilirsiniz. Dedeler nineler çocuklara anlatmalı öğretmeli uygulamalı göstermeli tohum ekmeyi bakım vermeyi.

Belediye veya başka kaynaklar aracılığı ile bahçecilik dersleri alabilirsiniz. Bu bahar toprakla temas edin.

Bir de elbette okullarda eskiden olduğu gibi bahçecilik dersleri eklenebilir müfredata. Bir raporda okumuştum çocuklarınıza artık işletme iktisat okutmayın. Ziraat tarım okutun diyordu rapor özetle.  Ziraat mezunu gençler pedagojik formasyon alıp tüm yurtta bahçecilik derslerine girebilir. Hem istihdam sağlanır hem de çocuklarımız birinci ağızdan gerçek bilgilere uygulamalı ulaşır.

Tarım derken hayvancılığı da buna dahil ediyorum elbette.

Bu yüzyılın ekonomik savaşları sanırım gıda ve su üzerine olacak. Kendi kendine yeten tarım & hayvancılığa sahip ve  de zengin ormanları olan ülkelerde yaşayan insanların daha çok şansı olacak.

İnanırsak ve hep birlikte çaba gösterirsek bunu başarabiliriz.

Ve de Mustafa Kemal Atatürk'ün  şu sözünü hatırlayalım

''Akıl ve mantığın halledemeyeceği mesele yoktur.''

Sevgiyle olun!



Not : Foto Dublin'deki kıtlık döneminde yaşanan acıları anmak üzere yapılan anıttandır.






x

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder