16 Mart 2019 Cumartesi

Aydın Olmak Üzerine



''Aydın olmak gösterişli bir kıyafet giymek yahut kolalı bir yaka ve modaya göre şapkayla dolaşmak değildir. Aydınlar halkın beynidir. Halk bizi eğitimimiz bittikten sonra iyi  maaşlı bir işe girerek,  salonlarında akşamları lokantalarda oturmak ve sözde 'okuma salonlarında' kağıt ve domino oynamak için yetiştirmedi. Bu hayatı yaşayanlar aydın değil, aydın süprüntüleridir. Aydın olarak sizlerin vazifesi halkın zekasını,vicdanını,irade ve enerjisini uyandırmak ve harekete geçirmektir. Halkın düşünme yeteneğini canlandırmak,işçileri,köylüleri ve toplumun alt kesimlerini daha iyi bir hayat kurmak için ne yapmaları gerektiği konusunda eğitmek-sizin göreviniz budur.

Halka nasıl çalışması gerektiğini, fakir de olsa, sağlıklı bir hayatı nasıl şekillendirebileceğini, kendisinin ve çocuklarının sağlığını nasıl koruyabileceğini anlatın. Mutlu bir aile hayatı kurmanın yolları, karı ve kocanın birbirine karşı davranışı ve çocukların nasıl yetiştirileceği konularında eğitim verin.

Halkı düzene, dakikliğe ve disipline alıştırın. Vicdan ve sorumluluk duygusunu geliştirin, düzenli bir hayatın kıymetini bilmesi, kendisinin ve diğer halkların haklarına saygı duyması gerektiğini telkin edin.

Bu anlamda halka iyi bir örnek olun, yaklaşımınız, sözünüz ve işinizle halkın öğretmeni olduğunu gösterin.

Suomi'mizin (*)  büyük bir aile olduğunu, Fin  halkının fakir oduncusu, işçisi, dul çamaşırcı kadınları ile, bütün fertleriyle sizin küçük kardeşleriniz olduğunu unutmayın.

Sizin göreviniz onları yetiştirmek, uygar ve gelişmiş halklar arasında yer almalarını sağlamaktır. 

Halkınızın cehaleti, kabalığı, ayyaş ve ahlaksız hayat tarzı, hastalıkları ve fakirliği sizin utancınızdır, bu durumun suçlusu sizsiniz.''




Atatürk'ün önerisi ile  Milli Eğitim müfredatına alınan,   ''Beyaz Zambaklar Ülkesinde'' isimli kitapta  karşılaştım  Joan Wilhem Snelman'ın yukarıdaki sözleri ile.




Kitabın yazarı Grigoriy Petrov (1866 Rusya-1925 Fransa)  aslen Rus bir papaz. Görüşleri nedeni ile kiliseden kovulmuş. Sorasında kendisini tamamen yazarlığa vermiş. Gazeteci ve hatip olarak kitleleri etkilemiş.

Kitabı okudukça sanki Atatürk'ün sesini duyuyorum. Snelman  ise 1881 yılında ölmüş. Tam da Atatürk'ün doğduğu yıl. Atatürk'ün ilham aldığı kişilerden biridir belki de Snelman  kimbilir ?

Aynı ruh aynı ışık dokunuyor insanın zihnine kalbine.

İyi geldi kitap. Umut oldu.

Bu ruh her daim dünyanın bir yerlerinde yeniden ve  yeniden aydınlığa, çağdaş düşünceye, özgürlüğe yol açacak bedenlerde can bulacak eminim.

Toplum olarak biraz soluk alma ihtiyacı duyduğumuz günlerde nefes olsun Snelman'ın sözleri.

Derin nefesler alıp enerjimizi yüksek tutup yola her birlikte devam edebilmek  için.

Daha çok yolumuz var. Bizim hikayemiz belki de asıl şimdi başlıyordur.

Kim bilir?

Sevgiyle olun!
       

(*) Finlandiyalı'lar çok sevdikleri soğuk ülkelerini "Suomi" diye adlandırırlar. Bu kelime Fin dilinde "bataklıklar ülkesi" dir .                                                 







x

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder