1 Ocak 2026 Perşembe

Son Urartulu İle Buluşmam

2025 yılının Göbeklitepe ziyaretinden sonra ikinci süprizi de son Urartulu  Mehmet Kuşman  ile yüz yüze tanışmam oldu.


Haberlerde çeşitli platformlarda kendi kendine Urartuca öğrendiğini ve dünyada sayılı sayıda insanın bu kayıp zamanlara ait dili bildiğini duymuştum. 

Van turuna katılma kararını vermemde Mehmet Kuşman ile tanışacağımızın bilgisi çok etkili olmuştu.

Güneşli ve serin bir ekim günü Vana'a yakın Çavuştepe kalelerini görmeye gittik.

Kaleye tırmandığımızda bütün ova ayaklarımızın altındaydı.

İnsanın tanrılara yakın olma içgüdüsü ya da motivasyonunu anlama açısından son derece ufuk açıcıydı.

Ve az sonra boynunda üzerine Urartuca olduğunu tahmin ettiğimiz iri siyah taştan bir madalyonla karşımızda belirdi Mehmet Kuşman.

Sanki bir anda orada belirmişti.

Kaleye çıkışta minik bir barakayı atölye olarak kullanıyormuş kendisi. Gezi sonrası atölyesine uğrayacaktık. Fakat o an yüzyıllarca öncesine ait bir zamanda yürürken çok etkileyiciydi ne söyleyeyim bir anda karşımıza çıkması.

Bizi kale hakkında elindeki görsellerle bilgilendirdi ve kalenin toprak zeminine kendi parmağını kalem kesi ucu gibi kullanıp Urartuca kral Sarduri'nin yazıtlardaki sözlerini hem yazdı hem seslendirdi.

Bir çok müze ören yeri gezdim fakat gözlerimle gördüğüm hiçbir antik yazının sesini duymamıştım.

Gerçekten özel bir deneyimdi. Kaybolan zamanın sesini duymak!

Urartuların o  dönemin en gelişmiş teknolojisine sahip büyük bir kültüre sahip  olduğunu anlatıyordu.

Sonrasında atölyesinde kendi elleri ile ''yazdığı'' taşları bizlere sundu.

Ve kendisinin ana kahramanlarından biri olarak yer aldığı Enver Şengül'ün yazdığı  Kayıp Zamanın Bekçisi isimli kitabı imzaladı.

Hem de isimlerimizi Urartuca yazarak.

Kaleyi gezerken bir ara yanına yaklaşıp şu soruyu sordum.

''Urartulardan bugüne kalan bizimle yaşayan öğreti bilgi var mı?''...Bir nevi bizim yapı taşlarımızdan birini soruyordum.

Kısa bir an bana baktı ve...

''Atalarımız ellerinden gelenin en iyisini yapmış. Onları yargılamamalıyız.'' dedi.

Teşekkür ettim ve aynı anda da  içimde bir durma ya da sessizlik oldu.

Saf gerçek ile buluşma anı!

Belki de bu yanıt direkt bana benim ruhuma verilen bir yanıttı.

Annem ile ilişkime ve kendi  anneliğime yönelik bir yanıttı sanki.

Hayat oluyor.

Her şey herkes geçici.

Zaman verdiği herşeyi herkesi alıyor.

İnsanın kendi ruhunu, geçmişinin gölgelerinden    ve geleceğinin sonsuz  endişelerinden  çekip çıkartması  tam özgürlük ya da tam irade  değil de nedir?

İşte o yanıt tam da bunu verdi bana sanki.

Kendimi kendimden özgürleştirebilmem için bir anahtar.

Mehmet Kuşman 'ın hayat hikayesi inanılmaz bir ilham verici  hikaye. İnsanın kendini gerçekleştirmesi için verdiği mücadelenin tutkunun azmin hikayesi. Gençlerimizin bu özel insan ile tanışmasını ve Urartuca'yı gençlerimize aktarabilmesi için de kendisine  alan açılmasını yürekten diliyorum.

Ve yola yolculuğa devam etmeye niyet ediyorum 2026 yılının bu karlı ilk gününde de.

Yolda insan kendi ile buluşuyor daha bir  bütünleşiyor.

Yolda olmak iyi...

2026 yılının en başta sağlık huzur barış bereket ve bol gezme kahkaha getirmesini diliyorum hepimiz için ülkemiz için insnalık ve dünya için...

İyilikler ve güzellikler üzerimize olsun...

Bu arada kitap son derece sürükleyici bir zaman yolculuğu üzerine. Kitabın rehberliğinde ikinci kez Van'ı ve çevresini gezmek inanılmaz keyifli idi. Hatta daha bile kapsayıcı derin bir deneyime dönüştü diyebilirim Van seyahatim. Zaman yolculuğunu sevenlere kesinlikle öneririm!

Sevgiyle


Funda x





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder